Abone Ol EN

2026/28 Uluslararası Mali Gelişmeler (2026 – İlk 3 Aylık Özet)

Değerli okurlarımız,

 

Uluslararası ticaret ve ekonomi üzerinde etkisi olan vergi ve mali politikalar alanındaki küresel gelişmeleri takip ederek iş dünyasını ilgilendirebilecek konularda bilgi ve değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bizi ilgiyle takip ettiğiniz için teşekkür ederiz.

 

2026 yılı küresel çatışmaların yine ön planda olduğu, mali gelişmelerin ve ticaret ortamının kaçınılmaz olarak bu çatışmalardan etkilendiği bir gündem ile başladı. ABD-İsrail iş birliğinde en son İran ekseninde genişleyen operasyonların bölgesel çatışmaya dönüşmesi ve diğer yandan gerek Filistin gerekse Rusya-Ukrayna ekseninde kalıcı bir çözümün yakın gözükmemesi beklentileri daha da bozuyor.

 

Özellikle küresel enerji tedarikinde ortaya çıkan kriz ve petrol fiyatlarındaki yüksek dalgalanmalar bütün dünya ekonomilerini olumsuz etkiliyor. Enflasyonist baskılar karşısında Merkez Bankaları temkinli davranışını koruyor, küresel olarak faiz indirimi beklentileri rafa kalkarken finansal yatırım araçları arasında daha önce yüksek seviyelere ulaşmış altın ve gümüş gibi değerli metallerin yerini dolar ve devlet tahvilleri gibi görece daha güvenli ve likit yatırım araçları alıyor. 

 

Türkiye’de ise bu küresel gelişmelere ilave olarak bir yandan “terörsüz Türkiye” adı altında biz çözüm sürecinin ilerlemesi beklenirken diğer taraftan muhalefet üzerinde yürütülen soruşturma ve yargı eksenli baskılar gündemi olumsuz olarak etkiliyor. Bölgesel çatışmaların riski ile birleşince Türkiye’den son dönemde artan bir yabancı fon yatırımı çıkışı ve buna bağlı olarak ülke risk priminin (CDS) artması ve TCMB rezervlerinin hızlı bir şekilde azalması sonucunu doğuruyor.

 

Türkiye’de iktidarın uyguladığı mali politikalar ile uzun süredir düşürmeye çalıştığı enflasyon tekrar yükselme eğilimi gösteriyor, özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların tüm sektörleri olumsuz etkilemesi bekleniyor. Vergi politikalarında ise özellikle KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergi gelirlerine bağlı olan kamu bütçesinde enerji sübvansiyonlarının uzun süre sürdürülmesi mümkün görülmüyor.

 

Bu ortamda, satın alma gücü düşen memur, emekli, asgari ücretli gibi sabit gelir sahibi vatandaşların ekonomik iyileştirme beklentisi ise iktidarın bütçe kaygılarına takılıyor ve olası bir seçim takvimine kadar gerçekleşecek gibi gözükmüyor.

 

Bu kapsamda, dünyada yaşanan ve Türk yatırımcıları da etkileyebilecek mali gelişmeleri gözlemleyerek, önce yabancı ülkelerde yaşanan gelişmelerle başlayacağız, sonra AB / OECD gibi uluslararası kuruluşların vergi ve mali gündemlerine değindikten sonra Türkiye’de yaşanan önemli uluslararası gelişmeleri başlıklar olarak ileteceğiz.

 

Keyifli okumalar dileriz.

A. Ülkelerde Yaşanan Mali Gelişmeler

 

Lüksemburg – Yatırım fonu yöneticilerinin vergilendirilmesi düzenlemesi yürürlüğe giriyor

 

Lüksemburg hükümeti tarafından daha önce duyurulan yatırım fonu yöneticileri ve yatırımcılarını yakından ilgilendiren “carried interest” kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin reform tasarısı hakkındaki itirazlar Lüksemburg yüksek mahkemesi tarafından gözden geçirildi ve son düzenlemeler ile birlikte yasa tasarısı onaylandı. Artık, yasanın 2026 yılı içinde son bir Parlamento onayı ile 2026 mali yılından geçerli olmak üzere yürürlüğe girmesi önünde engel kalmadı.

 

Bu reform kapsamında, kar paylaşımı modellerine ilişkin rekabetçi bir vergi rejimi ile bazı durumlarda vergi yükünün sıfıra kadar indirilmesi mümkün kılınıyor. Sektör uzmanları, bu düzenlemeler ile Lüksemburg’un benzer vergi rejimi uygulayan ülkeler ile rekabet edebilir hale geleceğini ifade ediyorlar. Bu düzenlemeler sayesinde, nitelikli yatırımcı ve fon yöneticileri için Lüksemburg’un tekrar cazip hale geleceği ve gerçek vergi etkisinin 5-10 yıllık yatırım dönemleri sonunda “carried interest” kazançlarının elde edileceği dönemlerde gözlemleneceği vurgulanıyor. 

 

Vietnam – Şirketlerin hisse devirleri için yeni vergi rejimi uygulamaya giriyor

 

Vietnam Asya ekonomileri arasında son yıllarda gösterdiği yüksek büyüme (2025 yılı 8%; 2026 yılı beklenen 10%) ile dikkat çekiyor ve doğrudan yabancı sermaye (FDI) yatırımları için cazip bir alternatif olarak gösteriliyor.

 

Yabancı yatırımcıların Vietnam’daki yatırımlarını elden çıkarma anında ortaya çıkan değer artış kazancı (capital gains) vergilemesinde önemli bir değişikliğe gidiliyor. Mevcut rejimde, net değer artış kazancı üzerinden 20% Kurumlar Vergisi alınması uygulaması kaldırılarak, bunun yerine şirketlerin (limited şirketler veya halka açık olmayan anonim şirketler için) hisse devirlerinde brüt satış değeri üzerinden 2% “capital transfer tax” (hisse devir vergisi) uygulamasına geçiliyor.

 

Söz konusu uygulama, sadece doğrudan hisse devirlerinde değil Vietnam şirketini elde tutan yurt dışı şirketler aracılığıyla yapılan dolaylı hisse devirlerinde de uygulanabilecek. Nihai olarak bir satış kazancı doğurmayan ve nihai sahiplik yapısını değiştirmeyen grup içi devirler ise istisna edilebiliyor. Uygulama konusunda yeni bir beyanname ve uygulama rehberi yayımlanması bekleniyor. Diğer taraftan, Türkiye gibi Vietnam ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması olan ülkelerde mukim olan yatırımcılar bakımından yeni vergi rejiminin nasıl uygulanabileceği de yeni bir tartışma konusu olacak gibi duruyor.

 

İspanya – Yeni kurulan şirketleri için indirimli Kurumlar Vergisi uygulaması netleşiyor

 

İspanya’da yeni kurulan şirketler için tanınan 15% indirimli kurumlar vergisi teşviği uygulaması konusunda bazı tereddütler üzerine, İspanya Gelir İdaresi’nin yaptığı açıklamada, yeni kurulan şirketlerin ortaklarının eski şirketleri ile benzer aktiviteler yürütse dahi indirimli orandan yararlanabileceği yönünde mükellefler lehine bir açıklama getirdi. Sadece, eski şirketlerin kapatılarak yeni şirketlere iş devri yapılması durumlarının yasanın açık koşullarına aykırı olduğu gerekçesiyle teşvikten yararlanamayacağını ifade etti.

 

Bu gibi durumlarda, ülkemizde de vergi idarelerinin teşvik ve istisnaların uygulamasında usulleri belirlerken, yasanın kötüye kullanılmasının önüne geçmek saikiyle, daha çok mükellefler aleyhine daraltıcı yorum yapmaya gittiğini görebiliyoruz. Ancak bu örnekte olduğu gibi, kanunla tanınmış bir istisnayı vergi idarelerinin yorum yoluyla kısıtlamadan sadece kanunda yer alan objektif koşullar ile sınırlandırması, yatırımcılar için daha net ve cazip yatırım ortamı oluşmasına destek oluyor.

 

Hırvatistan – 2026 yılı yeni vergi düzenlemeleri hayata geçiriliyor

 

2025 yılı sonunda kabul edilen yeni vergi düzenlemeleri 2026 yılında hayata geçiliyor. Ancak bu kapsamda günceme gelen ve vergi mahremiyeti, veri takip ve işleme kuralları ve vergi yükümlülükleri ile uyum konusunda önemli bazı başlıkları içeren “General Tax Act” uygulaması ise 2027 yılına erteleniyor. 2026 yılında hayata geçirilecek değişiklikler arasında ise aşağıdaki başlıklar öne çıkıyor:

 

  • KDV reformu ve beyanname tarihlerinin uzatılması
  • Transfer Fiyatlaması düzenlemeleri
  • Sponsorluk ve bağış harcamalarının vergi matrahından indirilmesine ilişkin düzenlemeler
  • Sınır ötesi işlemler için raporlama yükümlülükleri
  • Küresel asgari kurumlar vergisi (Global Minimum Tax) uygulaması kapsamında yapılan düzenlemeler
  • Grup içi finansman işlemlerinde faiz ve vergi uygulamaları.


Geniş kapsamlı olarak hayata geçirilecek olan düzenlemelerin uygulaması konusunda daha detaylı açıklama ve destek almak için Hırvatistan’da yetkili bir danışman ile temasa geçilmesi öneriliyor.

 

Slovakya – 2026 yılı yeni vergi düzenlemeleri hayata geçiriliyor

 

2025 yılı sonunda kabul edilen ve daha önceki bültenimizde yer verilen yeni vergi düzenlemeleri 2026 yılında hayata geçiliyor. Bu kapsamda yer alan önemli başlıklar ise aşağıdaki gibi özetlenebilir:

 

  • KDV reformu; binek araçların KDV indirimi sınırlandırılması, gıda ürünlerinin KDV için yeniden sınıflandırılması, zorunlu e-fatura uygulamaları
  • Finansal İşlem Vergisi uygulaması ve bu kanun uygulaması kapsamında yabancı yatırımcılar için genişletilmiş İşyeri (PE) uygulaması
  • Vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele konusunda; dijitalleşme ve e-fatura uygulaması ile koordineli yeni vergi uyum süreçleri
  • OECD’nin uzaktan çalışma ve İşyeri riski konusundaki düzenlemelerinin yerel mevzuat ile uyumlu hale getirilmesi
  • AB tarafından Slovakya’nın da dahil olduğu ülkeler için duyurulan “tax gap” (vergisel farklılık) raporları doğrultusunda oluşabilecek zorluklar ve yapılabilecek düzenlemeler.

 

Geniş kapsamlı olarak hayata geçirilecek olan düzenlemelerin uygulaması konusunda daha detaylı açıklama ve destek almak için Slovakya’da yetkili bir danışman ile temasa geçilmesi öneriliyor.

 

Macaristan – GloBE küresel asgari kurumlar vergisi uygulamasında özellikli durumlar

 

OECD ve G-20 tarafından geliştirilen küresel vergi reformu kapsamında, global asgari kurumlar vergisi (GloBE) uygulaması 2026 yılında yürürlüğe giriyor. Genel kural olarak, yıllık hasılatı 750m EUR üzeri olan çok uluslu şirketlerin asgari 15% efektif vergi ödemesinin sağlanması bekleniyor. AB yönetimi de kendi içinde GloBE uygulamasının eksiksiz uygulanmasını hedefliyor.

 

Ancak Macaristan AB içinde farklı muhasebe ve vergi kuralları ile GloBE uygulaması bakımından ayrışıyor. Macaristan’da iştiraki olan çok uluslu şirketlerin satış hasılatı ve efektif vergi yükü hesaplamalarında zorluk yaşayabileceğine dikkat çekiliyor. Özellikle Macaristan’da uygulanan çok katmanlı vergilemenin içinde yer alan bazı ek vergilerin efektif vergi yüküne ne kadar ve hangi dönemde dahil edilmesi gerektiği özel bir zorluk olarak ifade ediliyor. Bu sebeple Macaristan’da iştiraki olan çok uluslu şirketlerin erken bir dönemde vergi raporlaması için gerekli sistemi kurması ve gerekirse uzman görüşü alması tavsiye ediliyor.

 

Lüksemburg – KDV alacaklarına ilişkin iade imkânı

 

Her yılın başında Lüksemburg vergi idaresi tarafından KDV kayıtlı olan mükelleflere yıllık KDV hesap dökümü gönderilmektedir. Yönetim veya finansal yatırım amacıyla kurulan şirketlerin çoğunda girdi KDV dolayısıyla bir KDV alacağı ortaya çıkmaktadır ancak bu KDV alacağı gelecek dönemlere devrederek normalde 3-4 yıl gibi bir süre içinde KDV borçlarına mahsup edilemezse iade olarak talep edilebilmektedir. Lüksemburg vergi mevzuatı bu süreci daha aktif olarak yöneterek vergi idaresine KDV mutabakatı ve iade talebi için başvuru yapılmasına olanak veriyor, bu gibi durumda genelde 4 ay gibi sürede vergi alacağına ilişkin vergi dairesinden onay alınarak vergi iadesi talep edilebiliyor. Bu konu Lüksemburg’da şirket sahibi olan yatırımcıların dikkatine sunuluyor ve nakit akımı bakımından avantaj sağlayacak KDV iade talepleri konusunda muhasebeci veya vergi danışmanları ile temasa geçmeleri öneriliyor.

 

İspanya – Transfer Fiyatlaması incelemeleri

 

İspanya vergi idaresi Transfer Fiyatlaması uygulamalarının öznel durumu ve AB içinde açık bir düzenlemeye tabi olmaması gerekçesiyle bu alanda incelemelerini artırıyor. Bu konuda açılan davaların da önemli bir bölümü Vergi İdaresi lehine sonuçlanıyor. İncelemelerde öne çıkan konular aşağıdaki gibi özetleniyor:

 

  • Grup içi borç anlaşmaları
  • Grup içi nakit havuzu (cash pooling) anlaşmaları
  • Sürekli zarar beyan eden grup şirketleri
  • Gayri-maddi hak kaynaklı ödemeler (royalty, license fee vb)
  • Ortaklar ile şirketler arasında süreklilik arz eden işlemler.

 

Bu gibi işlemleri olan grup şirketleri için TF yönteminin doğru belirlenmesi, emsal bedel analizinin önceden yapılması ve detaylı bir şekilde dosyalanması/belgelendirilmesi gibi resmi yükümlülüklerin öneminin arttığına da dikkat çekiliyor, birçok inceleme ve vergi davasında bu gibi eksiklikler yüzünden vergi idaresi lehine kararların çıktığı hatırlatılıyor.

 

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) – Vergi Ceza rejimi güncellendi

 

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimi KDV ve Gümrük Vergileri ile ilgili uyumsuzluk tespit edilmesi halinde uygulanacak cezalar için bütünleşik bir düzenleme yayımladı. Eskiden uygulanan ve daha işletme dostu olarak kabul edilen (daha çok gönüllü uyumu destekleyen ve vergi cezalarından indirimlere olanak veren) rejimin yerine geçecek olan yeni düzenleme BAE’nin giderek artan bir şekilde global vergi sistemi ile uyumlu olmaya çalışma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.

 

Yeni sistemde, KDV ve Gümrük Vergisi için bileşik faiz hesaplamasını ortadan kaldırıyor, gecikme faizi olarak yıllık 14% oranını belirliyor, gönüllü beyan halinde dahi uygulanacak sabit cezalar öngörüyor. BAE’de işletmesi olan yatırımcıların mevcut muhasebe ve vergi kontrol uygulamalarını gözden geçirmesi, e-fatura sistemine hazır hale gelmesi, eski dönemler için gerekirse gönüllü beyan imkanları ile düzeltme yapması ve genel olarak vergisel risk yönetimine daha fazla önem vermesi gerektiğinin altı çiziliyor.

 

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) –AR-GE teşvikleri hayata geçiriliyor

 

BAE yönetimi küresel bir AR-GE çekim merkezi olmak hedefiyle daha önce yayımladığı AR-GE teşviklerini 2026 yılında hayata geçiriyor. Yeni rejimde nitelikli AR-GE harcamalarının 50%’ye kadarında vergi kredisi (üst sınır AED 5mn) sağlanıyor, ancak nitelikli AR-GE personeli ve katı bir raporlama yükümlülüğü talep ediliyor.

 

Bu rejim her ne kadar yatırımcılar için olumlu bir gelişme olarak görülse de kısmen karmaşık ve belgeleme, raporlama gibi yükümlülüklere tabi olması dikkatli planlama yapılması gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu uygulama ayrıca 2026’da hayata geçen OECD’nin küresel asgari kurumlar vergisi uygulamaları ile interaktif olarak değerlendirilmeli.

 

2026 yılında ortaya çıkan küresel stratejik çatışma ortamında BAE şu anda yatırım için uygun görülmese de takip eden dönemler için BAE yönetimi bir yandan cazip yatırım ortamı oluşturmayı diğer yandan da küresel vergi kuralları ile uyumlu kalmayı hedefleyen bir sistem planlıyor. 

B. Avrupa Birliği Düzenlemeleri

 

AB Yüksek Mahkemesi – TF düzeltmelerinin KDV durumu hakkında genel değerlendirme

 

Grup içi işlemlerin emsal bedeline uygun olarak yapılması ve işleme taraf olan şirketlerin kurumlar vergisine tabi gelir ve giderlerinin buna göre belirlenmesi için dönem sonlarında düzeltme kayıtlarının yapılması ve buna istinaden düzeltme faturalarının kesilmesi Transfer Fiyatlaması (TF) mevzuatı içinde mutat bir uygulamadır. Ancak bu düzeltme faturalarının KDV bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiği AB içinde halen hukuki bir netliğe kavuşturulmamıştır.

 

AB Yüksek Mahkemesi konu hakkında birçok farklı başvuruya istinaden kararlar vermiş olsa da bu kararlar özel durumlara yönelik olduğundan genel bir emsal teşkil etmemektedir. Yakın zamanda, Yüksek Mahkeme tarafından görülen (çok uluslu bir otomotiv şirketine ilişkin) bir TF davasında görüş veren mahkeme heyeti, AB nezdinde genel uygulama hakkında da yorum yaparak AB ülkeleri için geçerli olacak bir yöntem oluşturmayı teklif etmektedir.

 

Prensip olarak, TF düzeltmelerinin sadece gerçek mal veya hizmet teslimi ile bağı kurulduğunda KDV’nin konusuna girdiği kabul edilmektedir. Ancak TF düzeltme faturaları veya ödeme açıklamalarından doğrudan böyle bir tespit yapmak mümkün değildir. Yapılan farklı başvuruları ve kararları değerlendiren Yüksek Mahkeme, konuyu 3 ana başlık altında toparlayarak genel bir değerlendirme yapılabileceği yönünde içtihat oluşturmayı tavsiye etmektedir:

 

  • TF düzeltmeleri sadece kurumlar vergisi matrahını düzeltmek için yapılmış olabilir (örneğin; Vergi İdaresi incelemesi neticesinde ortaya çıkan TF düzeltmeleri, bunlar genelde geçmişe yönelik KV matrahına düzeltme etkisi yapar ama genelde karşılığında bir ödeme yapılmaz)
  • Şirketlerin karşılıklı gelir/gider kaydı yapmasına sebep olan TF düzeltmeleri, bunlar genellikle grup şirketler arası sunulan ek hizmetler veya sorumluluklar için alınan bedelleri içerir ve KDV doğuran işlemler olarak kabul edilebilir
  • Şirketlerin daha önce birbirine satışı mal bedellerinin yeniden belirlenmesi sonucu yapılan düzeltmeler, bunlar genellikle bir ödeme yükümlülüğü doğurur ve daha önce hesaplanan KDV tutarlarının değişmesine sebep olan işlemler olarak kabul edilebilir.

 

Bu konuda çok uluslu şirketlerin yaşadığı sorun ve ortak bir standart olmamasının sebep olduğu yüksek profilli vergi uyuşmazlıklarının nihayet AB düzeyinde dikkate alınması sevindirici bir gelişme. Yüksek Mahkeme’nin bu yaklaşımının bir “içtihat” oluşturması ve mümkünse AB regülasyonlarının buna göre düzenlenmesi halinde önemli bir ilerleme sağlanmış olacak ve mahkemeyi çok meşgul eden TF davalarından önemli bir azalma olacağı öngörülüyor. TF düzeltmelerinin KDV’ye tabi olması halinde bu KDV’nin karşı ülkede indirim hakkı olarak tanınması konusunun da yine AB ve üye ülkelerin yönetimlerinin ortak bir sistem geliştirmesi gerektiğinin de altı çiziliyor.

 

AB ile Hindistan Arasındaki STA ve etkileri

 

Hindistan ile Avrupa Birliği (AB) arasında yaklaşık 20 yıldır devam eden serbest ticaret anlaşması görüşmeleri, 27 Ocak 2026 itibarıyla tamamlandı. Küresel ticaret savaşlarının ülkeleri yeni ticaret yöntemleri bulma arayışına ittiği mevcut dönemde imzalanan anlaşma taraflara çeşitli kolaylıklar sağlamakta. Anlaşma ile kritik sektörlerde gümrük vergilerinin kademeli olarak azaltılması veya kaldırılması hedeflenmekte olup AB ile Hindistan arasındaki ticareti daha ucuz ve kolay hale getirmek amaçlanıyor. Böylelikle, AB ile Hindistan arasındaki 2024 rakamlarıyla 120 milyar dolar olan ticaret hacminin, Anlaşmanın etkileriyle birlikte 2030'da 200 milyar dolar seviyesine çıkması hedefleniyor.

 

Öncelikle gümrük tarifelerine bakıldığında, Anlaşma ile AB gümrük tarifelerini adet bazında %90, nominal değer bazında %91 oranında kaldırmayı taahhüt ediyor. Buna karşılık Hindistan gümrük tarifelerini adet bazında %86, nominal değer bazında %93 oranında kaldırmayı taahhüt ediyor. Kimyasallarda %22’ye varan gümrük tarifeleri büyük ölçüde kaldırılıyor. Kozmetik ürünlerde %22’ye varan gümrük vergilerinin 5 ila 7 yıl içinde tamamen kaldırılması gündemde. Plastiklerde çoğu gümrük vergisi yürürlüğe girdiği andan itibaren kaldırıldı, kalanı ise 7 yıl içerisinde kaldırılacak. Araba parçalarında gümrük vergilerinin çoğu 5 ila 10 yıl içerisinde kaldırılacak. Tekstil ve giyim eşyalarında tüm gümrük vergileri yürürlüğe girdiği andan itibaren kaldırılacak. Makinalarda ise tarifelerin yarısı yürürlüğe girdiği anda, kalanı 10 yıl içerisinde kaldırılacak.

 

Menşe kuralları ele alındığında, anlaşma ile taraflar AB'nin dünya genelindeki ülkelerle mal ve hizmet ticaretini artırmak amacıyla gümrük vergilerini azaltan veya kaldıran, ticari engelleri aşan, çevre ve sosyal haklar gibi değerleri teşvik eden serbest ticaret anlaşmalarında belirlenen kurallara uygun bir metot benimsemiş durumda.

 

Anlaşmanın Türkiye açısından etkilerine bakacak olursak; Türkiye ile AB arasındaki mevcut Gümrük Birliği Anlaşması’nın sadece sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsamakta olduğu göz önüne alındığında, AB – Hindistan STA’sının Gümrük Birliği Anlaşması’ndan daha kapsayıcı olduğu görülüyor.

 

Hindistan’ın üretim gücü ve geniş pazar hacmi dikkate alındığında, Hindistan önemli bir avantaj sağlamış durumda demek yanlış olmayacaktır. Diğer yandan, Anlaşmanın Türkiye’de giderek daralmakta olan tekstil sektörüne olan bozucu etkilerinden söz etmek gerekir. Mevcut anlaşma ile tekstil sektöründe küresel anlamda en güçlü oyunculardan biri olan Hindistan’a yönelik gümrük vergilerinin kaldırılması, Türkiye açısından ayrıca olumsuz bir durum yaratmakta.

C. OECD ve Diğer Uluslararası Kuruluşlar

 

OECD, Evden Çalışma (Home Office) uygulamalarının İşyeri (Permanent Establishment) oluşturma kurallarına açıklık getirdi

 

Dünyada uzaktan çalışma uygulamasının hızlı bir şekilde yayılması sonrasında, mevcut çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında yer alan İşyeri (PE) tanımlamalarının yetersiz kalması uygulamada birçok soruna sebep oluyordu. Bu sebeple OECD vergi anlaşmalarında İşyeri konusunu düzenleyen 5’inci maddesinin yorumlanmasına ilişkin değişiklikler getirdi. Bu sayede, şahısların kendi evleri veya işverene ait olmayan başka bir lokasyondan iş yapmaları halinde, hangi durumlarda işveren için vergiye tabi bir işyeri oluşmuş kabul edileceğine ilişkin açıklık getirilmesi hedefleniyor.

 

OECD yorumlarının eski versiyonunda yer alan “işe ilişkin sabit bir yer” tanımı daha spesifik tanımlamalar ile değiştiriliyor. Örneğin, sabit bir yerin “süreklilik arz eden” şekilde işveren adına kullanılması konusunda 50% minimum kullanım alt sınırı tanımlıyor. Bu şekilde ev gibi şahıslara ait yerlerin kısmen yaşamak kısmen de iş için kullanılması veya çalışanın iş seyahati gibi durumlarda bir takvim yılı içinde hangisine ağırlıklı olarak zaman ayrıldığı önem kazanıyor. Diğer taraftan “süreklilik” testinin de yine belli bir geçici bir süre (örneğin sadece yaz ayları süresince) iş için kullanılan ev adresleri için işyeri oluşturmayacak şekilde yorumlanacağı açıklık kazanıyor.

 

Şahısların işverene ait olmayan bir lokasyonda çalıştığının tespit edilmesi halinde ise bu durumu destekleyen herhangi bir ticari sebep (commercial purpose) olup olmadığı sorgulanıyor. Örneğin, işverenin o bölgedeki müşterileri veya tedarikçilerine yakın olmak, yerel pazarda iş görüşmelerini yapacağı bir adres oluşturmak gibi işverenin tercihine dayanan bir durum olup olmadığı önem kazanıyor. Bu yorumda, özellikle şahsın kişisel sebepleri olmasa işverenin o lokasyonda benzer bir ofis açmak veya çalışan tutmak gibi zorunluluğu olup olmadığı belirleyici oluyor. Yeni getirilen yorumlarda, serbest meslek sahibi çalışan statüsünde olan “danışmanlar” için de ağırlıklı olarak bir müşteriyi temsilen iş yapılması halinde benzer koşullara bakılarak işyerinin varlığında söz edilebileceği belirtiliyor. Bu açıklamalar doğrultusunda, aşağıdaki durumların PE oluşturma riskinin de azaldığı söylenebilir:

 

  • İşverenin, belirli bir kişiyi çalışmaya teşvik etmek için ve sadece kişinin tercihine bağlı olarak evden çalışmaya izin vermesi
  • İşverenin maliyet azaltma politikasının parçası olarak çalışanlara kısmen veya tamamen evden çalışma izni vermesi
  • Çalışanların evden çalışmayı tercih ettiği lokasyonda tesadüfen işverenin müşterileri veya tedarikçileri gibi önemli ticari taraflarının da olması
  • Yapılan işin tanımı gereği daha çok dijital ortamda yürütülen, fiziksel toplantı veya görüşme ihtiyacının asgari olduğu sektörlerde evden çalışmanın teşvik edilmesi

 

Mevcut OECD yorumları ile paralel olarak, hazırlayıcı veya tamamlayıcı (preparatory or auxiliary) faaliyetlerin İşyeri oluşturmayacağı kriteri uygulamada kalmaya devam ediyor. Özellikle ticari faaliyetin ana unsuru olmayan (gelir getirici olmayan) iç muhasebe, insan kaynakları, idari asistanlık gibi görevlerin doğal olarak hazırlayıcı veya tamamlayıcı faaliyetler statüsünde olduğu ve diğer koşullara bağlı olmaksızın İşyeri oluşturmayacağı söylenebilir.

 

Yeni yorumlar, çok uluslu şirketlerin İşyeri oluşturma riskini belirlerken “kullanıma hazır sabit bir yer” tanımından uzaklaşarak daha çok “operasyonel ve ticari gereklilik” unsurlarına bakmalarını teşvik ediyor. Bu analiz yapabilmek için gerekli olan verilerin derlenmesi ve sürekli takip edilmesi için işveren ve çalışanlar arasında konunun ve sorumlulukların baştan anlaşılmasını gerekli kılıyor. 

 

COP 31 Antalya Yolunda / Vergide Gündem

 

OECD, Yeşil Vergi İstatistikleri Yayımlandı- 16 Şubat 2026

 

  • Emisyon fiyatlandırmasında kaydedilen ilerlemeye rağmen, sera gazı emisyonlarının yarısından fazlası hala fiyatlandırılmamış durumda. Karbon fiyatlandırması, emisyonları azaltmanın maliyet etkin bir yoludur; hane halklarını ve işletmeleri karbon yoğun enerji kullanımını azaltmaya ve daha temiz yakıtlara geçmeye teşvik ederken, aynı zamanda hükümet gelirlerini de harekete geçirir.
  • Ancak OECD'nin son Etkin Karbon Oranları raporunda yer alan 72 ülkede, sera gazı emisyonlarının %58'i fiyatlandırılmamış ve sadece %7'si, CO₂ emisyonlarının topluma maliyetine eşdeğer bir seviyede (ton başına 60 Avro) karbon fiyatına tabidir.
  • Bununla birlikte, son birkaç yılda Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS) tarafından kapsanan emisyon payının %13'ten %27'ye iki katına çıkmasıyla da gösterildiği gibi, karbon fiyatlandırma dinamiği güçlüdür.
    • 2021 yılında, 72 ülkede üretilen 40 milyar tondan fazla sera gazı emisyonunun %42'si fiyatlandırıldı. Emisyonların sadece %16'sı ton başına 30 Euro'luk eşiği aşarken, %7'si 60 Euro veya daha yüksek, %4'ten azı ise 120 Euro veya daha yüksek fiyatlandırıldı.
    • Etkin Karbon Oranları (ECR'ler) sektörler arasında da önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Karayolu taşımacılığı sektörü, esas olarak yakıt vergileri yoluyla en yüksek örtük karbon fiyatlarıyla karşı karşıya kaldı. Sanayi sektörü, toplam emisyonların dörtte birinden fazlasına katkıda bulunmasına rağmen, emisyonlarının %72'si fiyatlandırılmamış olup, sadece %7,5'i ton başına 30 Euro'nun üzerinde fiyatlandırılmıştır.
    • Elektrik sektöründe ise emisyonların %73'ü pozitif bir karbon fiyatına sahip olsa da, çoğu oran ton başına 5 ile 30 Euro arasındadır. Buna karşılık, bina sektörünün emisyonlarının %64'ü fiyatlandırılmamış durumda ve %17'si 30 Euro'nun üzerinde. Metan ve azot oksit dahil olmak üzere diğer sera gazlarının emisyonlarının %96'sı fiyatlandırılmamış olup, bu durum farklı gazlar arasında karbon fiyatlandırmasındaki heterojenliği vurgulamaktadır.
    • Tax and the environment | OECD

 
D. Ülkemizde Neler Var?

 

Türkiye’de mali gelişmeler, düzenleme setleri, yeni denetim uygulamaları hız kesmiyor. Yılın ilk çeyreğinde yine torba kanunlar, çatışmaların mali piyasalarına etkisini azaltmaya çalışan tedbirler, mali otoritelerin faaliyet sonuçları, mart ayında gelir vergisi beyannamelerinin verilmesi ve Nisan ayı kurumlar vergisi beyannamesine hazırlık ile geçti. Uzun zamandır beklenen kripto vergi düzenlemesinin Meclis’te son anda çekilmesi ise dikkat çeken bir durum oldu.

 

Maliye Bakanlığı KURGAN/KAŞİF gibi çeşitli programlarla, gözetim ve uyum programlarını derinleştirmeye başlarken bir taraftan da giderek kıdemi artan vergi denetim gücüne yönelik olarak raporlama ve denetim standartlarını duyurmaya devam etti.

 

GİB yatırım fon ve ortaklıklarının kurumlar vergisi istisnasının uygulanmasına yönelik 25 seri numaralı Tebliğ Taslağını kamuoyu ile paylaştı.

 

Bu dönemde yaşanan gelişmeleri ayrıca kısa başlıklar halinde dikkatinize sunmak istedik.

 

  • E-Fatura uygulamasında NACE koduna dayalı KDV kontrolü tekrar ertelendi!
  • Bağımsız denetime tabi olma kriterleri tekrar güncellendi! Pasta biraz daraldı.
  • GİB/VDK faaliyet raporunu ve sonuçları açıkladı, önemli ipuçları var. Mükelleflerin ve özellikle danışmanların içerikleri dikkatle incelemesinde fayda var.
  • Yeni Torba Vergi Kanun çıktı, kripto varlıklara gelecek olan vergi tekrar ertelendi. 7577 sayılı Kanun olarak kabul edilen Kanun Resmî Gazete’de yayımlanınca yürürlüğe girecek.
  • Hizmet ihracatına ilişkin destekler yeniden düzenlenmiştir.
  • Rekabet Kurumu denetim ve mali müşavirlik alanında bir soruşturma açılmasına karar vermiştir.
  • Vergi indirim, istisna ve kolaylıkları için YMM tasdik raporu zorunluluğu geldi! 2025 yılı işlemleri dahil.
  • BDDK, konut kredilerine ilişkin limit ve oranlarını güncellemiştir.
  • Restoran ve diğer işletmelerde fiyat tarifesi dışında alınabilecek ücretler konusunda düzenleme yapılmıştır.
  • 2025’te önemli ve özgün konularda özelgeler verilmiştir.
  • İdarede yapay zekâ kullanımı artıyor
  • Dahilde işlemede beklenen düzenleme yasalaştı. 7573 sayılı Kanun yürürlüğe girdi.
  • Taksiler için kullanılacak mali düzenleme yürürlüğe giriyor, artık belge düzeni tam oturacak.
  • Otomotiv sektörüne “yerli katkı oranı” ayarı yapıldı.
  • Öncelikli Ürün Listesi Tebliğine tabi ürün listeleri güncellenmiştir.
  • BDDK, konut kredilerine ilişkin limit ve oranlarını güncellemiştir.
  • Rekabet Kurulu Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğde güncelleme yapmıştır.
  • Tarım ve Orman Bakanlığının döner sermaye işletmeleri yönetmeliği yayımlanmıştır.
  • Küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi uygulaması ile küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi beyannamesi ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisine ilişkin bildirim formu taslakları hakkında duyuru yapılmıştır.

 

Bu bültende geçen herhangi bir konuyla ilgili sorularınız için danışmanlarımıza ulaşabilirsiniz.

 

Sevgi ve saygılarımızla,

 

Tax & International Advisory | Taxia & Taxademy




PDF İndir