2026/61 Uluslararası Mali Gelişmeler (2026 – İkinci 3 Aylık Özet)
Değerli okurlarımız,
Uluslararası ticaret ve ekonomi üzerinde etkisi olan vergi ve mali politikalar alanındaki küresel gelişmeleri takip ederek iş dünyasını ilgilendirebilecek konularda bilgi ve değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bizi ilgiyle takip ettiğiniz için teşekkür ederiz.
2026 yılı küresel mali gündemi devam eden küresel çatışmalara ilave olarak Ortadoğu’da yaşanan bölgesel savaş ve ardından devam eden jeopolitik kriz ile şekillenmeye devam ediyor. Bu çatışmalara kalıcı bir çözümün yakın gözükmemesi beklentilerin normalleşmesine engel oluyor ve küresel olarak faiz indirimi beklentileri ertelenirken, finansal yatırım araçları arasında daha önce yüksek seviyelere ulaşmış altın ve gümüş gibi değerli metallerin yerini dolar ve devlet tahvilleri gibi görece daha güvenli ve likit yatırım araçları almış gözüküyor. Diğer taraftan yapay zekaya dayalı teknolojilerin geri dönülmez şekilde hayatımıza girmesi tüm sektörleri hızlı bir şekilde dönüşmeye zorluyor.
Bu gelişmeler ışığında Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından Temmuz 2026'da yayımlanan güncel rapora göre, küresel büyüme tahmini %3,0 seviyesine gerilerken Türkiye’nin 2026 büyüme tahmini de %2.9’a (küresel ortalamanın altına) düşürüldü.
Küresel çatışmaların tetiklediği petrol ve emtia fiyatlarındaki oynaklık sonucu Ticaret Bakanlığı verilerine göre haziran ayında dış ticaret açığı yıllık 10,4 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Euro Bölgesi’nde ise zayıf büyüme (%0,9) dış talebi sınırlandırmaktadır. İçerideki yüksek maliyetler ve kur politikası nedeniyle sanayicinin rekabet gücü azalırken, imalat PMI ve yeni ihracat siparişleri endeksi gibi öncü göstergeler daralmaya işaret etmektedir. Bu gelişmeler Ekonomi yönetiminin öncelik olarak gördüğü dezenflasyon sürecini de zorlaştırmaktadır. Uluslararası kurumların raporlarında, Türkiye'de yıl sonu enflasyonunun %29 civarında gerçekleşeceği ve TCMB’nin faiz indirim alanının sınırlı kalabileceği beklentisini doğurmaktadır.
Türkiye’de 2026 yılının ilk yarısı diğer taraftan bütçe disiplinini sağlamak ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele etmek amacıyla yürürlüğe giren kapsamlı vergi reformları ve mali tedbirlerle geçti. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen bu politikalar hem ek gelir yaratmayı hem de uluslararası sermayeyi çekmeyi hedefleyen çift yönlü bir stratejiye dayanıyor. Bu kapsamda sayılabilecek en önemli değişiklikler; imalat/ihracat yapan şirketlere ilave vergi avantajları, yurtdışı temettü gelirleri için vergi istisnası, beyaz yakalı göçmenlere yönelik 20 yıl vergi istisnası sağlayan özel rejim, yeniden bir varlık barışı yasası, vergi borçlarının taksitlendirilmesi.
Bu kapsamda, dünyada yaşanan ve Türk yatırımcıları da etkileyebilecek mali gelişmeleri gözlemleyerek, önce yabancı ülkelerde yaşanan gelişmelerle başlayacağız, sonra AB / OECD gibi uluslararası kuruluşların vergi ve mali gündemlerine değindikten sonra Türkiye’de yaşanan önemli uluslararası gelişmeleri başlıklar olarak ileteceğiz.
Keyifli okumalar dileriz.
A. Ülkelerde Yaşanan Mali Gelişmeler
Almanya – Kripto Varlıkların vergilendirilmesi ile ilgili güncel bilgi
2026 yılı Mart ayı içinde Almanya Federal Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan bir sirküler ile kripto varlıkların vergilendirilmesi prensipleri ile ilgili güncelleme yapılmıştır. Bu kapsamda sanal paralar ve diğer “token” gibi varlıklar genel olarak “kripto varlıklar” tanımı altında toplanmaya başlanmıştır. Vergisel açıdan diğer dikkat çeken konular ise aşağıda özetlenen basitleştirme kuralları ve hak elde etme tarihi konusundaki düzenlemeler olmuştur:
- Basitleştirme kuralları (Price determination rules): Kripto varlıkların işleme konu olan değeri bir anlık değer olmak zorunda değil, artık piyasa fiyatları veya listelerden hesaplanan günlük ortalama veya gün sonu kapanışı gibi referans fiyatlar da kullanılabiliyor.
- Hak elde etme (Claiming rules): Pasif yatırımlar (staking) için kripto varlıkların elektronik cüzdan (wallet) içine aktarıldığı tarih elde etme tarihi olarak dikkate alınabiliyor. Talep edilmeyen “staking” kazançları ise yıl sonunda hesaplanabiliyor. Böylece yatırımların elde edilmesi ve değerlemesi konularında bir basitleştirme sağlanmış oluyor. Ancak vergi idaresinin genel olarak ilk hak elde ediş tarihini (claiming date) dikkate alabileceğine de dikkat çekiliyor. Bu sebeple yıl sonu beyanname hazırlığı sürecinde detaylı bir değerlendirme yapılması gerektiği hatırlatılıyor.
Bu düzenlemeler ışığında, kripto yatırımcılarının varlık alım ve satım işlemlerini detaylı bir şekilde takip edip belgelendirmesi bekleniyor. Vergisel işlemler için en azından aylık elektronik hesap veya cüzdan dökümlerinin bu şekilde kaydedilmesi ve saklanması tavsiye ediliyor. Daha detaylı değerlendirme ve yapılandırma analizi için uzman bir vergi danışmanı ile görüşülmesi öneriliyor.
İsviçre – Satın alma ile ilgili finansman giderlerinin indirimi reddedildi
Dış borç kullanarak satın alma yapılması durumunda, finansman giderlerinin satın alınan firmanın vergi matrahından indirilmesi önemli bir vergi ihtilaf konusu olmaya ve farklı ülkelerden bu konuda yeni haberler gelmeye devam ediyor. En son İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi örnek bir olayda bu şekilde vergi indirimi yapılmasının aleyhine karar verdi. Mahkeme kredinin büyük bölümünün satın alma için kullanıldığı, satın alan firma ile satın alınan firmanın birleştirilmesi (merger) sonrası borcun aşağıda faaliyet sahibi olan firma içine aktarılmış olduğunu (debt push down) tespit ederek bu borcun satın alınan firmanın ticari faaliyetleri ile ilgisi olmadığı gerekçesiyle birleşme sonrasında satın almadan kaynaklanan borca ilişkin finansman kredisinin vergi matrahından indirilmesini reddetti.
Örnek olayda, Mahkeme satın alma kredisinin (acquisition loan) birleşme öncesi satın alma için kurulan firmada (acquiring entity) gider yazılma hakkı olup olmamasını ise önemsiz bularak dikkate almadığını ifade etti.
Bu gibi, özün önceliği (substance over form) veya ticari gerekçeler (commercial purpose) gibi kriterleri dikkate almadan, sadece hukuki işlemlerin doğru yapılandırılması yoluyla vergi planlaması yapılmasının ne kadar riskli olduğu ortaya çıkarken, mahkemelerin bu gibi kriterleri ne zaman ve ne ölçüde dikkate alacağını önceden tahmin etmenin güçlüğüne de (emsal teşkil edebilecek idari veya hukuki kararlar olmadığı durumda) dikkat çekiliyor.
Avustralya – Yabancı yatırımcıların “gayrimenkul yatırım” kazançlarının vergilendirilmesi ile ilgili önemli değişiklikler
2026 yılı Nisan ayı içinde Avustralya hükümetinin yayımladığı taslak vergi düzenlemesi ile yabancı yatırımcıların değer artış kazançlarının vergilendirilmesi ile ilgili önemli değişiklikler gündeme gelmiştir. Her ne kadar hükümet düzenlemelerin açıklayıcı ve mevcut yasaları tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etse de vergi uzmanları yabancı yatırımcılarının tabi oldukları değer artış kazancı durumunu önemli ölçüde genişlettiği, bazı durumlarda geçmişe yönelik (2006 yılına kadar) gerçekleşmiş işlemler için bile riskler doğurabileceği ve yatırım çekme potansiyeli bakımından Avustralya’nın notunu ciddi anlamda düşürebileceği konusunda endişeliler.
Sadece yenilenebilir enerji (renewable energy) alanındaki yatırımlar için 2030 yılına kadar geçici istisna hükümleri getirilirken, diğer içinde “gayrimenkul varlık” (real estate property) barındıran birçok yatırım kaynaklı kazancın kapsama girmesi, bunların OECD vergilendirme prensipleri ve çifte vergilendirme anlaşmaları ile olası ihtilaflar bakımından yabancı yatırımların vergi mahkemeleri ile daha fazla yüzleşmesi gerekeceği de öngörülüyor. Konunun önemi ve kapsayıcılığı bakımından Avustralya ile ilgisi olan yabancı yatırımcılar ve danışmanları tarafından yakından takip edilmesi gerektiğine işaret ediliyor.
İngiltere – Danışmanların UK vergi idaresine kaydolması zorunlu hale geldi
2026 yılı Mayıs ayından geçerli olmak üzere, Birleşik Krallık (UK) içinde geçerli olan yeni kurallar gereği tüm vergi danışmanlarının (UK’de yerleşik olsun veya olmasın) İngiltere Vergi İdaresi (HMRC) ile olan işlemler için önceden kayıtlı olması gerekiyor. Bu kurallar mükelleflerin UK vergi durumu ile ilgili sorgulama veya iletişim yapması gereken UK dışında yerleşik uluslararası vergi danışmanlarını ve muhasebecilerini de kapsıyor. Kayıt süreci online bir portal üzerinden yapılabiliyor. UK dışında yerleşik olan danışmanların kaydolması için noter onaylı ve tercümeli belgeler ile başvuru yapmaları gerekiyor. UK’de vergisel iş takibi gereken mükelleflerin ve danışmanlarının yeni kuralları dikkate alarak önceden hazırlıkları yapması konusuna dikkat çekiliyor.
Hollanda – 2027 yılından itibaren şirket araçlarından ek katkı payı alınması hedefleniyor
Hollanda Hükümeti 2027 yılından geçerli olmak üzere fosil yakıtlar kullanan şirket araçları üzerinden yeni bir “işveren katkı payı” almayı hedeflediğini açıkladı. Önerilen katkı payı tutarının ise çalışana sunulan şirket aracının piyasa değerinin 12%’si kadar olması ve işveren tarafından karşılanması planlanıyor. Yapılacak düzenlemenin amacı elektrikli araçlara geçişi teşvik etmek olduğu kadar şirket araçları kullanımı dolayısıyla yaratılan karbon emisyonunu azaltmak olarak açıklanıyor. İşletmelerin şirket araç filosu yönetmek yerine çalışanları daha efektif toplu ulaşım seçeneklerine yönlendirmeleri de bekleniyor. Bazı istisna ve indirim olanaklarının da değerlendirildiği yeni düzenlemenin 2026 yıl sonunda hayata geçmesi planlanıyor.
Kanada – Çalışanlara işletme devri halinde uygulanan vergi istisnası kalıcı hale getiriliyor
Kanada Maliye Bakanlığı tarafından duyurulan 2026 yılı beklenen ekonomik ve vergisel düzenlemeler içerisinde, yatırımcıları memnun eden bir düzenleme de yer aldı. İşletme sahiplerinin emeklilik ve işi bırakma gibi kararlarında çalışanlara iş devri yapmalarını kolaylaştıran “Employee Ownership Trust (EOT)” yapılanması 2024 yılında mevzuata girmiş ve 2026 yılı sonuna kadar uygulanma imkânı sağlanmıştı.
Bu şekilde bir EOT veya çalışanların kurduğu kooperatif yapısına işletme devri yapan kişilerin 2026 yılı sonuna kadar ve $10 milyon aşmayacak bir vergisel istisnadan (değer artış kazancı üzerinden hesaplanacak) yararlanmasına imkân sağlanmıştı. Yeni düzenlemeler ile bu istisnanın kalıcı hale gelmesi hedeflenmektedir. İşletme sahiplerinin emeklilik veya devir kararlarının uzun bir zaman aralığına yayılması sebebiyle bu açıklama yatırımcılar tarafından olumlu karşılanmıştır.
Almanya – BEPS kapsamı genişletilerek 76 ÇVÖ anlaşması kapsama alındı
Almanya Federal Hükümeti ülkenin vergi mevzuatının uluslararası standartlara uygun hale gelmesi için bir dizi karar aldı. Daha önce 2020 yılında kabul edilen BEPS-MLI ile ilgili düzenlemenin kapsamı genişletilerek, uygulama kapsamına giren Çifte Vergilendirmeyi Önleme (ÇVÖ) anlaşmalarının sayısı 14’ten 76’ya çıkartıldı. Bu sayede Almanya ÇVÖ’ler ile ilgili görüşme ve değişiklikleri ayrı ayrı değil toplu ve daha hızlı bir şekilde yapabilecek. Bu sayede vergi ile uyum (compliance), ülkeler arası uyumsuzlukların giderilmesi (arbitration) ve vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele (anti-tax avoidance) konularında daha hızlı ve etkin aksiyona geçilmesi hedefleniyor.
Lüksemburg – Emisyon primi dağıtılmasında vergi istisnası uygulaması tartışmaya açıldı
Lüksemburg İdare Mahkemesinin verdiği bir karar uzun zamandır uygulanmakta olan “emisyon primi” geri ödemesindeki vergi istisnasını tartışmaya açtı. Mahkeme kararında resmi bir sermaye azaltılması yapılmadan sadece emisyon primlerinin geri ödenmesi halinde bu ödemenin vergiden istisna tutulamayacağını ve elde eden yatırımcı nezdinde- stopaj yoluyla - vergilendirilebileceğini ifade etti. Bu karar, Lüksemburg’da yatırım yapan birçok kişinin kullandığı emisyon primi ile nakit çıkartma (cash extraction) uygulamasının vergisel güvenliğini de tartışmaya açmış oldu. Konu hakkında muhtemelen yüksek mahkemede yapılacak itirazların ve Lüksemburg vergi idaresinin yaklaşımın yakından takip edilmesi gerekiyor.
Yunanistan – Bağlayıcı Özelge talep sistemi (tax ruling) sistemi hayata geçiriliyor
Yunanistan, ilk kez olmak üzere, resmi ve bağlayıcı bir vergi özelge (binding tax ruling) sistemi getiriyor. Yeni düzenlemede kişiler ve kurumlar vergi ve gümrük mevzuatı ile ilgili konularda, işlem gerçekleşmeden önce, özelge talep ederek işlemin vergisel sonuçları hakkında açıklık ve kesinlik sağlamak isteyebilirler. Ancak bu düzenlemenin etkisi, özellikle yatırım kararlarını etkileyecek işlemler için, vergi idaresinin ne kadar etkin bir sistem kuracağına göre belli olacak. Örneğin:
- Özelge başvurusu için asgari sunulması gereken belge ve bilgilerin ne olacağı
- Başvurunun süreci ve herhangi bir idari masraf olup olmayacağı
- Başvuruyu hızlandırma veya yakından takip etme imkânı olup olmayacağı
- Reddedilen veya mükellef aleyhine sonuçlanan başvurularda itiraz etme veya yeniden başvurma gibi süreçlerin tanımlanması
B. Avrupa Birliği Düzenlemeleri
AB Direktifleri ışığında Gerçek Faydalanıcı (Beneficial Ownership-BO) kavramının uygulanması ve yatırım şirketlerine etkileri
Gerçek faydalanıcı (“BO”) kavramı uluslararası vergi rejiminde, çifte vergilendirme anlaşmaları ve OECD rehberlerinin uygulanmasında önemli kavramlardan birisidir. Son dönemlerde AB Direktifleri ve AB Yüksek Mahkeme kararları ise AB içindeki vergi yapılandırmalarında bu kavramın önemini daha da arttırmaktadır. Özellikle yatırım ve holding şirketlerinin merkezi olan ülkelerde “BO” kriterini test etmek ve güvenilir bir şekilde uygulamanın önemine dikkat çekiliyor.
OECD tanımında “BO” kavramı bir yatırımdan kaynaklanan geliri kullanmak ve menfaatini almak hakkına sahip olan ve bu hakkı herhangi bir hukuki, sözleşmesel veya fiili durumdan kaynaklanan sorumluluk ile bir başkasına devretmek zorunda olmayan kişiyi ifade etmektedir. Bu tanımlama genel olarak AB Komisyonu ve Yüksek Mahkemesi kararlarında da referans alınmıştır. Ancak mahkeme kararlarında ilave olarak “özün önceliği” (substance over form) prensibine de atıf yapan ilave kriterlere de bakılmaktadır:
- Temsil edilen şirketin doğal faaliyet konusu, kapsamı ve kim tarafından temsil edildiği
- Elde edilen gelirin kullanılması konusunda kimin, nerede karar verdiği
- Yapılan iş ile ilgili/orantılı şekilde çalışanların, işyerinin ve faaliyet giderlerinin olup olmadığı
- İşletmeden yapılan ödemelerin zamanlaması, düzenli olup olmadığı ve kimin yetkili olduğu
- Hukuki veya fiili olarak elde edilen gelirin başka taraflara aktarılması (pass-thru) düzenlemesine tabi bir işlem olup olmadığı
BO kavramı aynı zamanda diğer vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele eden düzenlemeler ile birlikte değerlendirilmektedir (General anti abuse rules “GAAR” – Principle Purpose Test “PPT” – Limitation on Benefit Clauses “LOB”). Mahkemelerin bu kriterlerin her biri için ayrı ayrı değerlendirme yaptığı ve bazen bir konuda sorun teşkil etmeyen düzenlemenin diğer konuda risk yarattığı ve mahkemeler tarafından kabul görmediği de gözlemlenmektedir.
Bu testlerin başarılı bir şekilde geçilmemesinin sonuçları, AB içinde uygulanan temel bazı istisnalardan yararlanma hakkının kaybedilmesi (“parent-subsidiary directive” gibi) veya AB içinde stopaj ödemeden yapılan veya stopaj iadesine hak kazanılan işlemlerin diğer ülke vergi idaresi tarafından AB hukukuna ve BO prensiplerine atıf yapılarak reddedilmesi gibi olabilir.
Bazı ülkelerin bu düzenlemeleri daha katı yorumladığı da görülmektedir. Örneğin, AB Yönetimi bir inceleme başlatarak AB içi vergi istisna ve indirimleri konusunda daha katı yorum ve koşullar getirilmesinin AB mevzuatı ile uyumsuz olduğu gerekçesiyle Fransa aleyhine inceleme başlatmıştır. Bu doğrultuda, yatırım merkezi olarak tercih edilen Lüksemburg, Belçika, Hollanda gibi ülkelerin AB mevzuatını daha yatırımcı odaklı olarak yorumlayarak uygulamaya çalıştığı da görülmektedir.
Sonuç olarak, işletmelerin kuruldukları ülkede tam kapsamlı olarak bir ticari gerekçe ile kurulması (commercial purpose) o ülkenin yerleşiklik kurallarını (substance requirements) eksiksiz yerine getirmesi ve her bir gelir kaynağı için tarafsız bir şekilde gelirin elde edilmesi, elde tutulması ve kullanılması kararlarını kimin ve ne zaman / nasıl verdiğinin belgelenerek kayıt altına alınması riski azaltıcı faktörler olarak tavsiye edilmektedir.
AB Komisyonu – AB’de yerleşik ortak bir EU Inc şirket yapısı hedefleniyor
AB Komisyonu, 28.nci şirket hukuku rejimi adı altında tüm AB üye ülkelerde geçerli “Limited Şirket” kuruluş koşullarını düzenleyen ortak bir EU Inc şirket rejimi planlandığını duyurdu.
Alternatif bir şirket türü olarak düşünülen bu yapıda yeni kurulan (start-up) veya ölçeklerini arttıran (scale-up) şirketlerine birden çok pazarda bütünleşik olarak faaliyet gösterebilecek bir yapılanma imkânı sunuluyor. Bu yapının mevcut şirket türlerinin yerini alması değil onlarla paralel olarak varlık göstermesi ve yine vergisel yükümlülüklerin üye ülkelerin vergi mevzuatına göre belirlenmesi hedefleniyor.
AB Yüksek Mahkemesi – TF düzeltmelerinin KDV durumu halen net değil
Avrupa Yüksek Mahkemesinin verdiği güncel bir karar, Transfer Fiyatlaması (TF) düzeltmelerinin KDV’ye tabi olup olmadığı konusundaki tartışmayı tekrar başlattı. Mahkeme, son kararında TF düzeltmelerinin KDV karşısındaki durumunun genel kurallara bağlanamayacağına, sözleşmeden kaynaklanan bir kâr marjı düzeltmesinin bir mal veya hizmet teslimi ile ilişkilendirmek için otomatik bir baz oluşturmayacağına ve her bir durumun özel olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Ancak bu karar yatırımcılar ve iş dünyası için genel bir yol göstericilikten uzak duruyor. Özel olarak, Mahkeme kararı bir ödemenin KDV’ye tabi bir teslim veya hizmet teşkil edip etmediğine bakılırken sözleşme hükümleri ve fatura içeriği gibi belgeler yanında her bir örnek olay için gerçek hayat uygulamasına da bakılarak karar verilmesi gerektiğine işaret ediliyor.
C. OECD ve Diğer Uluslararası Kuruluşlar
OECD Ülkelerinde İşgücü Üzerindeki Vergi Yükü Artıyor
OECD verilerine göre 2025 yılında çalışanlar üzerindeki efektif vergi yükü genel olarak yükseldi; artış özellikle çocuklu hanelerde daha belirgin oldu. İşgücü vergi takozundaki bu yükseliş, çalışanların eline geçen net ücreti azaltırken işverenlerin istihdam maliyetlerini artırıyor; dolayısıyla çalışma ve yeni istihdam yaratma teşviklerini de etkileyebiliyor.
Raporun Türkiye özetini sizin için hazırladık.
OECD Bazı Düzenlemeler İçin Kamuoyunun Görüşüne Başvuruyor.
OECD, dijital platformlar üzerinden gelir elde eden satıcıların raporlanmasına ilişkin Model kurallarda hedefli değişiklikler yapmayı planlıyor ve bu konuda kamuoyu görüşü topluyor.
Önerilen değişiklikler özellikle dijital ekonomide işlemlere aracılık eden kişi ve kuruluşların rolünü netleştirmeyi; raporlama yükümlülüklerini daha açık, tutarlı ve etkili hale getirmeyi amaçlıyor. Platformların uygulamada karşılaştığı sorunlar ve daha önce yayımlanan açıklayıcı rehberler de bu değişikliklerin temelini oluşturuyor.
OECD, grup içi hizmetlerin vergilendirilmesine ilişkin Transfer Fiyatlandırması Rehberi’nin VII. Bölümünü güncelliyor ve paydaşların görüşüne açıyor.
Amaç, ilişkili şirketler arasındaki hizmet işlemlerinde emsallere uygunluk ilkesinin daha açık ve uygulamada daha güçlü şekilde uygulanmasını sağlamak. Güncellemede farklı sektörlerde karşılaşılan pratik sorunlara yönelik yeni açıklamalar ve örneklerin yer alması bekleniyor.
Vergi İdaresinde Yapay Zekâ: İlk Yeniliklerden Günümüz Dönüşümüne
Yapay zekâ; rutin işlemlerin otomasyonu, vergi kayıp ve kaçağının daha etkin tespiti ve mükellef hizmetlerinin geliştirilmesi yoluyla vergi idarelerini dönüştürüyor. Ancak bu dönüşümün güvenilir, şeffaf ve hesap verebilir olması için güçlü veri güvenliği önlemleri, açık yönetişim kuralları ve etkin insan denetimi gerekiyor.
Karadağ, Çok Taraflı BEPS Sözleşmesi’ni Onayladı
Karadağ, vergi anlaşmalarının kötüye kullanılmasını ve çok uluslu şirketlerin matrah aşındırma ve kâr aktarımı uygulamalarını önlemeyi amaçlayan Çok Taraflı BEPS Sözleşmesi’ni onayladı. Sözleşme, Karadağ bakımından 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Bugün itibarıyla 91 ülke ve bölge sözleşmeyi onaylamış, kabul etmiş veya uygun bulmuş; böylece 1.600’den fazla ikili vergi anlaşması değiştirilmiştir. Sözleşme özellikle anlaşma suiistimali, işyeri oluşumundan kaçınma, hibrit uyumsuzluklar ve vergi anlaşmazlıklarının çözümü konularında ortak standartlar getiriyor.
Evden veya Yurt Dışından Çalışma: Sınır Ötesi Uzaktan Çalışma Ne Zaman Vergisel İşyeri Oluşturur?
Analiz, çalışanların başka bir ülkeden uzaktan çalışmasının şirket açısından ne zaman vergilendirilebilir bir işyeri veya daimî temsilcilik oluşturabileceğini ele alıyor. OECD rehberi ve OECD Model Vergi Anlaşması çerçevesinde, şirketlerin değişen dijital çalışma düzeninde hangi ülkede vergi yükümlülüğü doğabileceğini nasıl değerlendirmesi gerektiğini açıklıyor.
OECD’den Küresel Asgari Verginin Uygulanmasına Yönelik Yeni Rehber
OECD, Küresel Asgari Verginin ülkeler arasında tutarlı ve koordineli uygulanmasını desteklemek amacıyla yeni bir uygulama araç seti yayımladı. Rehber; etki analizinden yasal düzenlemelere, uygulama takviminden ek verginin hesaplanması, tahsili ve idaresine kadar tüm süreci kapsıyor.
İlk uygulayıcı ülkelerin deneyimlerinden yararlanan çalışma, ortak operasyonel sorunlara çözüm sunmayı ve hem vergi idareleri hem de şirketler üzerindeki uyum yükünü azaltmayı amaçlıyor.
OECD, Küresel Asgari Vergi Hakkında Sık Sorulan Soruları Güncelledi
OECD Ülkelerinde Nüfusun Yaşlanmasının Vergi Gelirleri Üzerindeki Etkisi Raporu çıktı
Çalışma, OECD ülkelerinde nüfusun yaşlanmasının vergi gelirleri ve kamu maliyesi üzerindeki olası etkilerini inceliyor. Çalışma çağındaki nüfusun azalmasının özellikle ücret gelirleri üzerinden alınan vergileri baskılayabileceği; buna karşılık tüketim, sermaye geliri ve servet vergilerinin öneminin artabileceği belirtiliyor.
1950–2060 dönemine ilişkin simülasyonlar, politika değişikliği yapılmaması halinde demografik dönüşümün vergi/GSYH oranlarını ülkeden ülkeye farklı ölçülerde etkileyebileceğini gösteriyor. Temel sonuç, vergi sistemlerinin yaşlanmaya karşı dayanıklılığının yalnızca demografik yapıya değil, vergi sisteminin nasıl tasarlandığına da bağlı olduğudur.
D. Ülkemizde Neler Var?
COP 31 Antalya Yolunda / Vergide Gündem
2026 yılında küresel çevre ve finans politikalarının en önemli buluşma noktalarından biri olan COP 31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. Türkiye'nin ev sahipliği yapmaya hazırlandığı Antalya yolunda, iklim finansmanı ve yeşil vergiler küresel vergi gündeminin merkezine oturmuş durumdadır. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmaları (CBAM), karbon vergileri ve emisyon ticaret sistemlerinin vergilendirilmesi konuları, uluslararası ticaret yapan tüm aktörlerin yakın takibinde yer almaktadır.
Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029) yayımlandı
Taxademy olarak iklim ve çevre konularını yakından takip ediyoruz. Sadece sorumlu bir birey ve farkındalığı yüksek bir şirket olarak değil, bu alanda son dönemde artan mevzuat düzenlemeleri ve artan uluslararası taahhütler konuyu hepimizin gündemine taşıdı.
4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029)” duyurulmuş; Plan'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın resmî internet adresinde (www.hmb.gov.tr) yayımlanacağı belirtilmiştir. Genelge, Eylem Planı kapsamındaki görev ve sorumlulukların tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca hassasiyetle yerine getirilmesini talep etmektedir. Detayları
Rehberden okuyabilirsiniz.
Türkiye'de Uluslararası Boyutlu Mali Gelişmeler
2026 yılının ikinci çeyreğinde Türkiye hem bütçe dengelerini korumak hem de doğrudan yabancı yatırımları teşvik etmek amacıyla çok yönlü bir reform sürecine girmiştir. Bu kapsamda öne çıkan temel uluslararası boyutlu başlıklar şunlardır:
İhracatçılara ve İmalatçılara İlave Vergi Avantajları: Küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla ihracat faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik vergi indirim oranları ve istisnaları genişletilmiştir.
Yurtdışı Temettü Gelirleri İstisnası: Türk şirketlerinin yurt dışındaki iştiraklerinden elde ettikleri temettü (kâr payı) gelirlerinin Türkiye'ye getirilmesini teşvik etmek amacıyla uygulanan istisna şartları kolaylaştırılmıştır.
Nitelikli Beyaz Yakalı Göçmen Rejimi: Türkiye'ye teknoloji, finans ve Ar-Ge gibi stratejik alanlarda nitelikli iş gücü çekmek amacıyla, yabancı uzmanlara 20 yıla kadar değişen sürelerde özel gelir vergisi muafiyetleri ve kolaylıkları sağlayan özel bir rejim yürürlüğe konulmuştur. Bunun için bir Tebliğ yayımlanmış olup uygulamanın zamanla şekilleneceği öngörülmektedir.
Yeni Varlık Barışı Yasası: Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının milli ekonomiye kazandırılması amacıyla yeni bir varlık barışı düzenlemesi hayata geçirilmiştir. Son 20 yıl içinde bu düzenleme 8. kez yapılmıştır ve sadece yurt dışı varlıkları değil yurt içinde yer alan bazı varlıkları da kapsamına almaktadır.
Vergi Borçlarının Yapılandırılması: Küresel ve bölgesel krizlerin yerel piyasalardaki etkilerini hafifletmek üzere, Maliye ve SGK tarafından vergi ve amme alacaklarının uygun şartlarda taksitlendirilmesine olanak tanıyan kolaylıklar getirilmiştir.
İlave Gümrük Yükümlülükleri Geldi
Temmuz başında Resmî Gazete'de yayımlanan kararlarla dış ticaret mevzuatında bazı değişiklikler oldu. Bunları 3 başlık altında duyurmuştuk.
- İlave Gümrük Vergileri: Otomotiv, elektrik-elektronik, lityum aküler, el aletleri ve oyuncak dahil 18 ürün grubunda ilave gümrük vergisi oranları artırılarak yeniden belirlendi.
- Gözetim Uygulamaları: Toplam 18 ürün grubunda düzenleme yapılarak; 10 ürün grubunda gözetim birim fiyatları ve kapsamı güncellendi, 8 ürün grubunda ise yeni gözetim kıymeti tanımlandı.
- Korunma Önlemleri: PET Resin ithalatına ton başına 120 dolar ek mali yükümlülük (korunma önlemi) getirilirken; filmaşin ve PET cips ithalatındaki mevcut korunma önlemlerinin uzatılması için yeni soruşturmalar başlatıldı.
Ticaret Bakanlığı, açıklamasında üretimin girdi teminini kolaylaştırmak, sanayi yapısını güçlendirmek ve sürdürülebilir dış ticareti desteklemek amacıyla 2026 yılı İthalat Rejimi’nde sınırlı sayıda üründe düzenlemelere gittiğini duyurdu. Gümrük vergisi muafiyeti sağlanan ürünlerdeki ithalatta ilave gümrük vergisinden de muaf olunacağı da açıklığa kavuşturulmuş oldu.
Türkiye’de son 3 ayda yaşanan önemli finansal ve vergisel gelişmeyi özetlediğimiz aylık Türkçe ve İngilizce bültenlerimize de ulaşabilirsiniz.
Bu bültende geçen herhangi bir konuyla ilgili sorularınız için danışmanlarımıza ulaşabilirsiniz.
Sevgi & Saygılarımızla,
Tax & International Advisory | Taxia & Taxademy
PDF İndir