2023-7 / Uluslararası Mali Gelişmeler (Ekim-Aralık 2022 - 3 Aylık)
Değerli okurlarımız,
Uluslararası bir network’ün parçası olarak, vergi ve mali politikalar alanındaki küresel gelişmeler konusunda güncel bilgi ve değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Dünyada 2022 yılı küresel ölçekte COVID-19 sonrası hızlı bir normalleşme dönemi ile birlikte uluslararası lojistik sorunları ve birçok mal grubunda (enerji başta olmak üzere) arz ve talep dengesizliği sebebiyle ortaya çıkan enflasyonist baskılar ile başlamıştı. Ardından, Rusya tarafından Ukrayna üzerine başlatılan askeri bir harekât ve halen devam eden çatışma süreci hem bu zorluklara gıda güvenliği gibi yenilerinin eklenmesine sebep oldu hem de uluslararası alanda güvenlik ve insan hakları bakımından yeni öncelikler ve buna bağlı uluslararası dengelerin gözden geçirilmesi gibi yeni başlıklar önem kazandı.
Yıl içinde gelişmiş ülke merkez bankalarının piyasaya sundukları geniş fonlama döneminin sonuna gelinmesi ve küresel ölçekte faiz arttırımı politikalarının uygulama başlaması gibi sebeplerle ülke yönetimleri önemli mali zorluklar ile karşı karşıya kaldılar.
Türkiye özelinde, bu yaşanan küresel gelişmelere ilave olarak, iktidar tarafından uygulanmaya çalışılan düşük faiz ve serbest kur kriterlerini baz alan yeni bir mali model denemesinin ilk sonuçları olarak yakın tarihin en yüksek döviz kuru dalgalanması ve enflasyonist sıçrama ile 2022 yılına giriş yaptık. Ardından Rusya-Ukrayna çatışması paralelinde yükselen enerji fiyatları ve artan cari açık problemi ile hem enflasyon hem de döviz dengesinde riskli mali yapı devam etti. Döviz piyasası üzerindeki hareketliliği azaltmak ve kur üzerinden enflasyon geçişini kontrol edebilmek için uygulamaya konulan kur korumalı mevduat (KKM) gibi enstrümanlar kısa vadeli olarak piyasayı sakinleştirici etki yapsa da uzun vadede hem gerçek faiz oranlarını arttıracağı hem de kamunun üzerine önemli bir finansman yükü bırakacağı için yatırımcılar tarafından güven verici bulunmadı ve Türkiye’nin uluslararası kredi riski (CDS) tarihi zirvelerine ulaştı.
2022 yılı devam ettikçe bu enflasyonist baskıların kolay kolay ortadan kalkamayacağının anlaşılmasıyla yurtiçinde ekonomik ve sosyal beklentiler olumsuz yönde etkilendi. Doğrudan yabancı yatırımların geri kaldığı bu dönemde ülkeler arası siyasi ilişkiler yoluyla geçici dış kaynak yaratılarak döviz açığı karşılanmaya ve döviz kuru kontrol edilmeye çalışıldı. Kamu yönetiminin elinde sosyal beklentileri karşılayabilecek kaynaklar az olduğu için asgari ücret artışı, düşük faizli kredi imkanları, EYT çözümleri gibi piyasa mekanizmasına müdahaleler yoluyla yapılabilecek iyileştirmelerin birçoğu 2022 sonuna müjdelenerek 2023 yılında yapılacak seçim öncesinde hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz. 2023 yılı ile başlayan seçim döneminde ise enerji fiyatlarında indirim gibi dolaylı sübvansiyonlar haricinde vergi ve mali politikalarda önemli bir değişiklik öngörülmüyor.
Bu kapsamda, dünyada yaşanan ve Türk yatırımcıları da etkileyebilecek mali gelişmeleri gözlemleyerek, önce yabancı ülkelerde yaşanan gelişmelerle başlayacağız, sonra OECD gibi uluslararası kuruluşların vergi ve mali gündemlerine değindikten sonra Türkiye’de yaşanan önemli uluslararası gelişmeleri başlıklar olarak ileteceğiz.
1. Ülke Gelişmeleri
İngiltere (UK); Eylül 2022’de 50 yılın en büyük vergi indirimi paketi kamuoyundan gelen tepki ile geri çekildi ve Maliye Bakanı değiştirildi
Brexit sonrası mali ve idari bakımdan sıkıntılı günler geçiren İngiltere’de görevi yeni devralan hükümet planladığı mali reform tasarısı kapsamında Eylül 2022’de yeni vergi düzenleme paketini açıkladı. Beklentilerin çok ötesinde, son 50 yılın bir anda yapılan en büyük vergi indirimlerini kapsayan paket piyasalar ve mali kuruluşlar tarafından çok agresif olarak görüldü. Söz konusu paket kapsamında 2023 yılında genel Kurumlar Vergisi oranının %19’a (G20 ülkeleri arasında en düşük oran) indirilmesi, çalışanların gelir vergisi ve sigorta primlerinde indirim yapılması ve farklı alanlarda birçok mali kolaylıklar getirilmesi öngörülüyordu.
2022 Ekim ayı içinde kamuoyundan ve piyasalardan gelen olumsuz tepkilerin ardından Maliye Bakanı görevinden istifa ederek yerini Jeremy Hunt’a bırakmasının ardından önerilen değişikliklerin birçoğu geri çevrildi veya ileride uygun koşullar sağlanıncaya kadar ertelendi. İngiltere özelinde, vergi ve mali politikalar konusu 2023 yılında da önemli bir konu başlığı olarak kalmaya devam edecek gibi gözüküyor.
Kanada; Vergi İndirimli “İlk Evim Tasarruf Hesapları” tasarısı sunuldu / Yabancılara konut satışının yasaklanması gündemde
Kanada hükümeti tarafından yeni bir teşvik paketi tasarısı olarak “İlk Evim Tasarruf Hesabı” (First Home Savings Account / “FRSA”) uygulamasına yönelik kanun tasarısı gündeme getirildi. Söz konusu tasarı kapsamında, 70 yaş altında kişilerin yıllık gelirlerinin belirli bir bölümünü özel bir tasarruf hesabına aktararak vergi dışı bırakabilmesi ve bu tasarruf hesabında biriken tutarların ileride gerekli koşulların sağlanması durumunda ilk ev alımı için kullanılabilmesi (veya emeklilik fonuna aktarılabilmesi) öngörülüyor. Söz konusu tasarı ve uygulama modeli Türkiye’de uygulanan Bireysel Emeklilik Sigortası (BES) modeli ile benzerlik taşıyor, ancak Kanada gibi gerçek kişilerin hemen hemen tamamının yıllık vergi beyannamesi verdiği bir ülkede devlet teşviği olarak doğrudan devlet katkısı yerine “vergi indirimi” imkânı verilmesi tercih edilmiş gözüküyor.
Buna paralel olarak, gayrimenkul piyasasında yaşanan yüksek artışlara tedbir olarak Kanada hükümeti tarafından 2023 yılından başlayarak 2 yıl süresince yabancılara konut satışını yasaklamayı hedefleyen bir tasarı hazırlandığı duyuruldu. Söz konusu tasarının kanunlaştığında yürürlüğe girmesi ve bazı göçmen grupları için istisnalar içermesi bekleniyor.
Hollanda; Finansman Giderlerinin kısıtlanması AB mevzuatına aykırı bulunabilir mi?
Hollanda Yüksek Mahkemesi, görmekte olduğu bir vergi davası üzerinden, Avrupa Yüksek Mahkeme’sine başvurarak Hollanda mevzuatında yer alan matrah aşındırma yoluyla vergiden kaçınmayı engelleyen (anti-base erosion rules) düzenleme kapsamındaki finansman giderlerinin vergi matrahından indiriminin reddedilmesinin AB hukukuna uygun olup olmadığı konusunda görüş istedi.
Özet olarak, Hollanda mevzuatında bir şirketin grup içi veya ilişkili bir şirketi satın almak için yine ilişkili bir kurumdan sağladığı borçlanmaya (related party debt) ilişkin finansman giderlerinin vergi matrahından indirimi kabul edilmiyor. Dava açan şirket ise söz konusu borçlanmanın tamamen piyasa koşullarında gerçekleştiği ve satın almanın da emsal bedeller ile yapıldığı durumlarda söz konusu kısıtlamanın AB mevzuatının sağladığı temel hak ve özgürlükler arasında olan sermayenin serbestliği ilkesi ile çeliştiğini iddia ediyor.
Avrupa Yüksek Mahkemesi kararı mükellef lehine ve söz konusu kısıtlamaların sadece vergiden kaçınma amacıyla yapıldığı kanıtlanan veya fiktif işlemlere uygulanabileceği yönünde olursa, Hollanda vergi mevzuatında önemli bir değişikliğe sebep olabilir.
Hollanda; M&A işlemlerinde Garanti ve Tazminat (Warranty & Indemnity) Sigorta primlerinin vergilendirilmesi
Şirket satın alma ve birleşme (Mergers and Acquisitions – “M&A”) işlemlerinin doğal bir parçası olarak alıcı ve satıcı taraf arasında satın alma konusu şirkete ilişkin ortaya çıkabilecek beklenmedik zarar ve ziyanları karşılamak için bir Garanti ve Teminat (Warranty & Indemnity) sözleşmesi de yapılmaktadır. Bu sözleşmeler yüksek tutarlar barındırdığı için taraflar genel olarak bu sözleşmelerden doğabilecek riskleri sigorta yapmak yoluyla güvence altına alırlar.
Hollanda vergi idaresi kendi içinde yayımladığı bir sirküler yoluyla söz konusu sigorta primlerinin şirket satın alma maliyetinin bir parçası olarak görülmesi sebebiyle dönem kazancından indirim konusu yapılamayacağı, ileride bu poliçelerden bir ödeme alınması halinde ise bunun iştirak kazancı gibi vergi istisnasından yararlanabileceği yönünde bir görüş ortaya koymuştur. Yerleşik uygulamayı radikal olarak değiştiren bu yorumun Hollanda’da vergi camiası tarafından genel olarak doğru bulunmadığı ifade ediliyor ve bu yorumun ileride Hollanda’da yatırım yapacak veya yatırım şirketi kuracak taraflarca ihtilafa konu edilebileceği ve yakın zamanda vergi mahkemelerine taşınabileceği öngörülüyor.
Romanya; Merkez Ofis veya İşyeri bazlı vergi incelemeleri artıyor
Daimî işyeri (Permanent Establishment – “PE”) kavramı uluslararası vergi düzenlemeleri ve vergi anlaşmalarında kurumların diğer ülkelerde faaliyet gösterirken kazançları üzerinden kurumlar vergisi ödenip ödenmeyeceğini belirleyen önemli unsurlardan birisidir. Sabit işyeri (Fixed Establishment – “FE”) ise AB içindeki KDV mevzuatında yer alan ve sınır ötesi işlemlerde KDV yükümlülüğünün hangi ülkede doğduğunu belirlemek için kullanılan önemli bir kavram. Romanya’da faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin son zamanlarda artan oranlarda daimî işyeri ve sabit işyeri sorgulamaları ile vergi incelemelerine taraf olduğu bildiriliyor. Beklenmedik vergi yükleri ile sonuçlanabilecek durumlar ile karşılaşmamak için Romanya’da eleman istihdam eden, depo veya ofis kiralamak yoluyla faaliyet gösteren şirketlerin vergi danışmanları ile temasa geçerek risk azaltıcı tedbirler almaları veya yeniden yapılanma olanaklarını değerlendirmeleri tavsiye ediliyor.
Yunanistan; Emisyon Primi ile Sermaye Artışına ilişkin vergi kararı
Yunanistan vergi idaresi, bir şirketin %100 sahibi olan mevcut ortağı tarafından şirkete yapılan sermaye katkısının “emisyon primi” yoluyla gerçekleştirilerek sermaye vergisi (capital tax) dışında bırakılmasını, vergi kanunlarının amacına uygun olmayan bir şekilde kullanılarak yapay bir şekilde vergi avantajı elde edilmesine olanak sağladığı gerekçesi ile reddetti. Mevcut uygulamalar ile çelişen bu kararda, vergi idaresi emisyon primi gibi özel düzenlemelerin vergi avantajından yararlanabilmesi için ticari olarak haklı gerekçeler ile ortaya çıkması gerektiğini, birden çok ortağın mevcut olmadığı %100 sahiplik yapısı altında ticari gerekçe olmadan yapılan işlemin hukuka uygun olsa da vergi istisnasından yararlanmasını için gerekli koşulları sağlamadığını iddia etti.
Söz konusu uygulama her ne kadar halen mahkeme sürecinde onaylanmadıysa da Yunanistan’daki yatırımlar için giderek artan oranda benzer denetimler yapıldığı ve vergisel ihtilaflar ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Cumhuriyeti vergi mevzuatında da yer alan “emisyon primi” istisnası konusunda ise henüz böyle bir “amaca uygunluk” denetimi yapılmadığı ve emsal bir karar olmadığı hususuna dikkat çekebiliriz.
Yunanistan; Şirket satın alma ve birleşme işlemlerine ilişkin vergi düzenlemeleri
Yunanistan vergi mevzuatında şirket birleşme ve satın alma (Mergers and Acquisitions – “M&A”) işlemlerine ilişkin 2022 sonunda önemli vergi düzenlemeleri yer aldı. Bunların içinde önemli görülenler aşağıda özetlenmiştir:
- AB içindeki iştiraklerin devrinden kaynaklanan zararların (belirli koşulların sağlanması halinde) vergi matrahından mahsup edilebilmesine ilişkin düzenleme 2022 yıl sonundan 2024 yıl sonuna uzatılmıştır.
- Yunanistan’da kurulu şirketler için AB içindeki iştiraklerin satışından kaynaklanan karların istisna edilmesine (capital gains tax exemption) ilişkin düzenlemelerin, Yunanistan’da yer alan diğer AB ülkelerinin şube ve daimî temsilcilerine de aynı şekilde uygulanabileceğine ilişkin açıklama yapılmıştır.
- Şirket satın alma sürecinde yüklenilen finansman giderlerine ilişkin, gerekli koşullar netleştirilerek, bu koşulların sağlanması halinde iştirak alımı için katlanılan finansman giderlerinin indirim konusu yapılması sağlanmıştır.
İtalya; Şirket Yöneticilerine Ödenen Performans Primleri ile ilgili yargı kararı
Özel sermaye fonları (Private Equity – “PE”) gibi finansal yatırımcılar satın aldıkları şirketleri üst düzey yöneticilerine şirketin performans artışına bağlı olarak özel bir prim (share bonus, options vb) ya da erken emeklilik hakkı gibi paketler sunabilmekte. Bu tür özel paketlerin şirket tarafından ödenmesi halinde ticari faaliyet ile ilgili olup olmadığı ve Kurumlar Vergisi’nden indirim konusu yapılıp yapılamayacağı birçok ülkede tartışma konusu.
İtalya’da yaşanan benzer bir olay üzerine vergi idaresinin verdiği görüş ile; şirketin CEO ve CFO düzeyinde yöneticilerine ödenen ve şirketin hisse değer artışına bağlı olarak hesaplanan performans primlerinin, söz konusu yöneticilerin şirketin daimî çalışanı olması koşuluyla, işle ilgili bir gider olarak kabul edilerek Kurumlar Vergisi’nden indiriminin mümkün olduğu belirtildi. Benzer uygulamalar halen birçok ülkede ihtilaf konusu olabileceği için ilgili ülke mevzuatına ve örnek olayın özelliğine bakılarak planlama yapılması gerektiğini hatırlatmak isteriz.
İspanya; Yüksek servet sahibi kişilere geçici “dayanışma vergisi” uygulaması
2022 Kasım ayı içinde, daha önce yürürlüğe giren ve “dayanışma vergisi” (solidarity tax) olarak adlandırılan, daha çok enerji ve finans sektöründeki şirketleri etkileyen, ek vergi düzenlemesinde önerilen değişiklik ile yüksek servet sahibi gerçek kişiler için de ek vergi alınması gündeme geldi. Önerilen değişiklik ile, toplam 3 milyon EUR ve üzeri servet (net wealth) sahibi olan kişilerden geçici bir süre ile %1.7 ila %3.5 arasında artan oranlarda ek vergi tahsil edilmesi isteniyor.
Ek vergi, halen uygulanmakta olan “servet vergisi” (wealth tax) düzenlemesinin prensiplerine göre (matrahın belirlenmesi, beyan dönemi vb) belirlenecek ve tüm kişilere uygulanacak. İspanya’da yatırımları bulunan diğer ülkelerde yerleşik kişilerin de İspanya’da vergi yükümlülüklerinin belirlenmesi için bir vergi temsilcisi (tax representative) atama zorunluluğu bu ek vergi uygulaması için de geçerli olacak. Bu esnada, söz konusu vergilemenin Çifte Vergilendirmeyi Önleme (ÇVÖ) anlaşması kapsamında olan diğer ülkelerde yerleşik kişilere nasıl uygulanacağı konusu da halen tartışılmaya devam ediyor ve bu konuda İspanya vergi idaresinin ek açıklamalar yapması bekleniyor.
2. Avrupa Birliği Düzenlemeleri
Avrupa Birliği (EU); Vergi Yardımlaşması Yapmayan Ülkeler listesi güncellendi
Ekim 2022’de AB Maliye Bakanları toplantısı sonucu olarak AB ile Vergi Yardımlaşması Yapmayan Ülkeler listesi (List of Non-Cooperative Tax Jurisdictions) güncellendi ve 3 ülke daha (Anguila, Bahamas, Turks and Caicos Islands) listeye eklendi. Toplam 12 ülkenin dahil edildiği listeye giren ülkeler ile yapılan işlemler AB’de bazı kısıtlamalar ile karşılaşıyor. Örneğin, bu ülkelerde yerleşik olanlara yapılan faiz, gayri maddi hak gibi bazı ödemeler vergiden indirilemezken, aynı zamanda yapılan işlemler zorunlu beyan (mandatory disclosure rules) kapsamında vergi idarelerine rapor edilmek zorunda.
Türkiye mali mevzuatında da Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 30/7 kapsamında benzer bir liste belirlenmesi konusunda Cumhurbaşkanı’na yetki verilmiştir. Söz konusu yetki henüz kullanılmadığı için hangi ülkelerin uygulama kapsamında olacağı belirlenmemiştir ancak belirlenme yapıldığında “Türk vergi sisteminin vergileme kapasitesi ile orantılı olmayan veya bilgi değişim olanağı sağlamayan” ülkelere yapılan ödemelerde 30% vergi kesintisi ve ek bildirim/beyan yükümlülüğü devreye girebilir.
Avrupa Birliği (EU); Vergi Danışmanlarını hedefleyen yeni bir düzenleme hazırlığında
Avrupa Komisyonu’nun 2022 yılı içinde yaptığı görüşmeler sonucunda; AB dışındaki (non-EU) ülkelerde vergi planlaması amacıyla agresif yapılanmaları tasarlayan, sunan ve kurulmasına destek olan vergi danışmanları sebebiyle AB ülkelerinin halen vergi kayıp ve kaçakları ile karşılaşmaya devam ettiği bu sebeple söz konusu vergi danışmanlarının uyması gereken yükümlülükler ve beyan zorunlulukları içeren bir tasarı geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. Söz konusu düzenleme tasarısı üzerinde halen görüş alışverişleri devam ediyor ve yürürlüğe girmesi durumunda Türkiye gibi AB dışı ülkelerde faaliyet gösteren ama AB’de yerleşik kişi ve kurumları da ilgilendiren yapılanmalar konusunda görüş veren vergi danışmanları da yaptırım altına alınabilir. Uluslararası düzenlemeler ve hukuki çerçeveler ışığında uygulanması çok zor gözükse de AB içinde siyasi destek bulduğu takdirde bu yönde bir düzenlemenin hayata geçirilmeye çalışılması halen gündemdeki yerini koruyor.
Yüksek Profilli “AB vs FIAT” vergi davasında Avrupa Yüksek Mahkemesi kararı
2015 yılında AB Komisyonu tarafından alınan bir kararla, FIAT Grubu’na bağlı Luxemburg’da kurulu grup içi finansman merkezi görevi gören FFT şirketinin Luxemburg’da almış oluğu bir özelge (tax ruling) yoluyla güvence altına aldığı vergi avantajlarının AB’de yasak olan “devlet yardımı” (state aid) kapsamında olduğu iddia edilmiş ve sağlanan vergi avantajlarının firma tarafından Luxemburg devletine geri ödenmesine karar verilmişti.
Söz konusu karar AB içinde önemli ses getirmiş ve bazı üye ülkelerin (başta Luxemburg ve İrlanda gibi) özelgeler yoluyla uygulamaya koydukları vergi indirim ve istisnalarına haksız vergi rekabetine (harmful tax competiton) sebep oldukları iddiası ile artık AB düzeyinde izin verilmeyeceği şeklinde yorumlanmıştı. Söz konusu karara FFT şirketi ile birlikte Luxemburg devleti itiraz etmiş ve Avrupa Yüksek Mahkemesi nezdinde dava açmıştı. Uzun süredir merakla beklenen dava sürecinde Avrupa Yüksek Mahkemesi 2022 Kasım ayı içinde önemli bir karar imza attı ve FFT firması ile Luxemburg devletinin itirazlarını haklı buldu.
Özet olarak, Yüksek Mahkeme söz konusu olayda özelge konusu vergi avantajlarının AB düzeyinde yasaklanan “devlet yardımı” niteliğinde bir işlem olarak görülebilmesi için gerekli olan “kişiye veya duruma özel vergi muamelesi yapıldığı” argümanını teyit edecek kanıtların AB Komisyonu kararında ortaya konulmadığı ve üye ülkenin (Luxemburg) vergi mevzuatındaki genel koşullar göz ardı edilerek sadece diğer AB üye ülkeleri ile karşılaştırma yapılarak varılan sonucun AB mevzuatına uygun olmadığı yönünde görüş oluşturdu.
Söz konusu karar özellikle yoruma açık vergi konularında özelge alarak yatırım kararlarını vermeyi tercih eden çok uluslu şirketler için pozitif bir adım olarak değerlendiriliyor. Halen AB düzeyinde “devlet yardımı” yoluyla haksız vergi rekabeti yasak olmasına rağmen, uygulamada AB Komisyonunun söz konusu yasağı uygulayabilmek için daha somut ve konuya özel bir inceleme yapması zorunluluğunu ortaya koyuyor. Böylece AB düzeyinde üye ülkelerin özelge veya benzeri yöntemler ile yatırımları teşvik edecek uygulamalarını sürdürmelerini engelleyecek genel bir yasaklamanın oluşmasının da önüne geçiyor.
OECD ve Diğer Uluslararası Kuruluşlar
OECD, zararlı vergi rekabeti ülke listesini yayımladı.
- Önceki yıllarda Türkiye’nin de birkaç konuyla yer aldığı listede 13 ülke bulunmaktadır.
OECD, Karşılıklı Anlaşma Usulü (MAP) ile ilgili istatistikleri yayımlamıştır.
- Ülkemizde de Vergi Usul Kanunu’na karşılıklı anlaşma usulünü düzenleyen bir bölüm eklenmiştir. Ayrıntılı bilgiler ve Yasa ile öngörülen yenilikler için bültene tıklayınız.
OECD, Dijital Platformdan Gelir Elde Edenler ile Off-Shore Finansal Varlıklarla İlgili 28 ülkenin Anlaşmaya imza attığını duyurdu.
OECD, Türkiye Talep Üzerine Bilgi Değişimi Konusunda Yapılan Uluslararası Değerlendirmede Büyük Ölçüde Uyumlu (Largely Compliant) Notu Almıştır.
- Yaklaşık bir yıldır çalışmaları süren Türkiye’nin ikinci tur Talep Üzerine Bilgi Değişimine İlişkin Eş Denetimi sonucunda, sekretaryası OECD tarafından yürütülen, Vergide Şeffaflık ve Bilgi Değişimi Küresel Forumu tarafından hazırlanan, Türkiye’nin Talep Üzerine Bilgi Değişimi Raporu; Küresel Forumun 9-11 Kasım 2022 tarihli genel toplantısı öncesinde kabul edilmiş ve 9 Kasım 2022 tarihinde OECD’nin internet sitesinde yayınlanmıştır.
- Bu süreçte, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Ticaret Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi çok sayıda kamu kurumu ile meslek örgütleri ve ilgili özel sektör temsilcilerinin de katılımıyla kapsamlı çalışmalar yapılmıştır.
- Yapılan bu çalışmalar neticesinde, Birinci Tur Eş Denetimde (2013) Kısmen Uyumlu (Partially Compliant) olarak yapılan ülke değerlendirmemiz, İkinci Tur Eş Denetim sürecinde yükselerek Büyük Ölçüde Uyumlu (Largely Compliant) şeklinde gerçekleşmiştir.
- Türkiye’nin aldığı not (rating) vergisel şeffaflık ve iş birliği alanında ülkelerin uygulamalarını takip eden başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşların değerlendirmelerine pozitif şekilde yansıyacaktır.
3. Ülkemizde Neler Var?
Bu dönemde Türkiye’de gerçekleşen uluslararası vergilendirme konusundaki önemli gelişmeleri de şu şekilde özetleyebiliriz:
Ülkemizde 2022 yılı içinde 8 vergi torba kanun yayımlanmış olup, uluslararası açıdan önemi olan konuların da yer aldığı 7420 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Kanun’da önemli başlıklar, çalışanlar açısından yemek ve doğalgaz yardımı ile yurt dışında çalışanların bazı durumlarda gelir vergisi istisnasında yararlanması ve en önemlisi sermaye azaltımı durumunda vergilemeyi öngören KVK’ya eklenen 32/B maddesi olmuştur.
- Yurt Dışında Çalışanlar İçin Vergi İstisnası: Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerde çalışan hizmet erbabına, fiilen yurt dışındaki çalışmaları karşılığı işverenin yurt dışı kazançlarından karşılanarak yapılan ücret ödemeleri gelir vergisi ve damga vergisinden istisna edilmiştir. (Yürürlük 1 Aralık 2022)
- Bireysel Katılım Yatırımcısı Vergi İndirimi: Melek yatırımcı olarak bilinen bireysel katılım yatırımcısı indiriminin süresinin 2027 sonuna kadar uzatılması ve indirilebilir tavan tutarın 2023 yılı kazançlarından başlamak üzere artırılması söz konusu olmuştur.
- Sermaye Azaltım Vergisi: Son yıllarda iyice karmaşık hale gelen sermaye azaltımında vergileme olup olmayacağını netleştiren düzenleme yapıldı.
- Sermayesi, işletmeden çekilmesi halinde vergilendirilmeyecek olan ayni veya nakdi sermayenin dışında farklı unsurları da barındıran şirketlerin, sermayelerini azaltmaları durumunda, sermayenin hangi unsurunun ne kadar tutarda azalacağı ve azaltıma konu edilen bu unsurlar üzerinde nasıl bir vergileme yapılacağı hususu firmalar için önemli bir konu.
Sermaye azaltımında, sermayeye eklenen fonlarda ilk 5 yıl ve sonraki yıllar olarak ikili bir ayrım öngörülmüş olup, ilk 5 yılda en vergili olanın azaltıldığı ve sonraki yıllarda orantı yapılması kabul edilerek bir vergileme öngörülmüştür.
Konuyla ilgili olarak 21 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Tebliğ Taslağı hazırlanmıştır.
- Tebliğ, sermaye azaltımında vergilendirme, İstanbul Finans Merkezinde öngörülen transit ticarette %50 vergi indirimi ve nakdi sermaye indiriminde yabancı sermaye için uygulanan %75 indirim ile başta süresiz olarak öngörülen indirimin 5 yıl ile sınırlanması ile ilgili olup geniş bilgiyi linkten takip edebilirsiniz.
Uluslararası açıdan önemli bir başka konu, İstanbul Finans Merkezinde faaliyette bulunan katılımcıların transit ticaret faaliyetlerinden elde ettiği kazançların %50'sinin kurum kazancından indirilmesini mümkün kılan bir Yasa yayımlanmıştır.
İstanbul Finans Merkezi (İFM) Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 7412 sayılı Kanun olarak 12 Haziran tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmişti.
- Kanun teklifinin metni ve Kanun Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan tartışma ve önerileri içeren Komisyon Raporu daha önce siz değerli okuyucularımızla paylaşılmıştı.
- Kanunla özetle;
- Finansal hizmet ihracatının tanımı yapılmış ve kapsamı belirlenmiş olup ayrıca finansal hizmet ihracatı kapsamında elde edilen kazançların %75'inin kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirilmesi sağlanmıştır.
- Kanunla ayrıca, gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatı niteliğindeki faaliyetlerden 2022 ile 2031 yılları arasında elde edilen kazançlarına, kurumlar vergisi indirim oranının %100 olarak uygulanması,
- Bu faaliyetler için harç, banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve istihdam edilen personel için birtakım gelir vergisi kolaylıklarının getirilmesi,
- İFM'de faaliyette bulunan katılımcıların Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın defter ve belgeleri yabancı para birimiyle tutabilmelerine imkân sağlanması,
- Nitelikli uluslararası insan gücüne erişim imkânlarının artırılması; İFM'de bulunan taşınmazlar hakkında 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda kat malikleri kurulu ve benzeri kurullara verilen yetkilerin, 20 yıl süre ile yönetici şirket tarafından kullanılması,
- İFM'de yer alan bazı taşınmazların yönetici şirket adına tescil edilmesi ve bu tescil işlemlerine yönelik birtakım muafiyet ve istisnalar tanınması amaçlanmaktadır.
- Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak Yönetmelikle düzenlenecektir.
- Kanuna ulaşmak için tıklayınız.
Türkiye ile İran arasında Sosyal Güvenlik Anlaşması onaylanmıştır.
- 19 Temmuz 2022 tarihinde Tahran’da imza edilen anlaşma, 15 Aralık 2022 tarihinde Resmî Gazete ile yayımlanan 6557 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanmıştır. Anlaşma Türkçe, Farsça ve İngilizce dillerinde imzalanmış olup, yorum ve uygulamada ortaya çıkabilecek bir uyuşmazlıkta İngilizce metin esas alınacaktır.
- Anlaşmada, iki ülke irtibat kurumları, yardımların ödenmesi, sigortalılık belgelerinin verilmesi, geçici görev sürelerinin uzatılması, hastalık ve analık yardımlarında sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi, yaşlılık, malullük ve ölüm aylıklarında müracaat, sürelerin birleştirilmesi, yardımların ödenmesi, cenaze ödeneği, meslek hastalıkları ve yürürlük düzenlemeleri yer almaktadır.
- Türkiye’nin imza ettiği anlaşmalara ve bu konuda bilinmesi gerekenlere uzmanlarımız tarafından hazırlanan Rehber’i inceleyerek ulaşabilirsiniz.
Türkiye ile Belarus arasında imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıştır.
- Anlaşma 14 Şubat 2018 tarihinde Minsk’te imzalanmış ve 7375 sayılı Kanunla onaylanmıştı.
- Bu anlaşmaların güncel bir listesi ve sağladığı faydalarla ilgili hazırlamış olduğumuz Rehberi inceleyebilirsiniz.
Türkiye Cumhuriyeti ile Kamboçya Krallığı arasında yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasına yönelik Anlaşmanın yürürlük tarihi 10 Haziran 2022 olarak belirlenmiştir.
- 21 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’da imzalanan Anlaşma 6292 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe girmiş oldu.
- Detaylı bilgi için tıklayınız.
- Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası vergi anlaşmalarından yürürlükte olan, imzalanan, teklife sunulan sözleşmeleri listeleyip önemli detayları sunduğumuz çalışmamıza ulaşmak için tıklayınız.
TCMB, Sermaye Hareketleri Genelgesi'nde değişiklik yapmıştır.
- Yabancı kişilere yapılan gayrimenkul satışı sonrasında bankanın düzenleyeceği döviz alim formunun aynı gün içerisinde KEP sistemi üzerinden iletilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
- Konuyla ilgili önceki blog yazımıza ulaşmak için tıklayınız.
Bu bültende geçen herhangi bir konuyla ilgili sorularınız için danışmanlarımıza ulaşabilirsiniz.
Sevgi ve saygılarımızla,
Tax & International Advisory | Taxia & Taxademy
PDF İndir