2026/33 Çok Önemli Bir Kurumlar Vergisi Tebliğ Taslağı!
Bugün uzamazsa kurumlar vergisinin beyanında son gündeyiz. Bakanlık bu konuyu web sayfasında da hatırlatmış. Malum her sene bir uzatılma gündemi gündeme geliyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı
Ama bugün asıl bahsedeceğimiz yeni bir kurumlar vergisi tebliğ taslağı ve önerdiği düzenlemeler; 2025 yılını da ilgilendiriyor olabilir. Ama bunu bilmiyoruz, bu konuda bir açıklama yok. Tebliğ Taslakları çıkarıldığında da bir etki analizi ve taslak sürecinde ne yapılması gerektiği de ayrıca bir Sirkülerle açıklanmalı.
Tebliğ bugün çıksa bir dert çıkmazsa bir dert. Tebliğlerde ilk duyurulma, görüş ve öneri toplama ve sonra yayımı için gönderme ve yayımı bekleme süreci uygulayıcılar için bazen gereğinden fazla soru işaretine sebebiyet veriyor. Bu taslak 8 Nisan’da duyuruldu, 17 Nisan’a kadar görüş ve öneriler için kamuoyuna açıldı fakat bugün 30 Nisan yayımlanmadı. Belki de yayımlanmaması bekleniyordu. Peki ne oldu, görüş ve öneri olarak kimler ne önerdi. Hangi firmalar, meslektaşlar, STK’lar, diğer sivil paydaşlar ne dedi? Sanırım bunları bir süre daha bilemeyeceğiz. Ama önemli olan konu şu, Tebliğde öngörülen düzenlemeler taslak da olsa bir kez duyurulduktan sonra hukuki bir metin niteliğine kavuşmazsa da uygulayıcıları ikiye bölüyor ve her zaman iki ana akım görüşe sebep oluyor.
Bahse konu
“25 No’lu Kurumlar Vergisi Tebliğ Taslağı”, son yasal değişikliklerin
(28.07.2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun ile 04.12.2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanun) uygulamasını netleştirirken, özellikle GYF ve GYO’lara yönelik yeni vergisel çerçeveyi somutlaştırmaktadır. Ayrıca, kurumlar vergisinden istisna kazançlar açısından “işlem bazlı ve faaliyet bazlı” istisna ayrımı getirilmekte ve faaliyet bazlı olanlarda toplu bir değerlendirme yapılmasına fakat işlem bazlı olanlarda ise her bir işlemden doğan kar ve zararın hesaplanması öngörülmektedir.
- 7524 sayılı Kanunla gelen düzenlemeleri linkte yer alan blog yazımızdan okuyabilirsiniz.
- 7566 sayılı Kanuna ise aynı şekilde linkte yer alan blog yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Belirsizliklerin önemli ölçüde giderilmesini sağlamakla birlikte, bazı yönleriyle tartışmayı da beraberinde getiren taslağın öne çıkan başlıklarını sizler için derledik. İyi okumalar dileriz.
1- Kâr Dağıtım Şartına Bağlı İstisna Rejimi
7524 ve 7566 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler neticesinde, GYF ve GYO’ların taşınmazlardan elde ettikleri kazançlara tanınan kurumlar vergisi istisnası, 01.01.2025 tarihinden itibaren kâr dağıtım şartına bağlanmıştır.
Buna göre, söz konusu kazançların en az %50’sinin, ilgili hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken ayı izleyen ikinci ayın sonuna kadar dağıtılması gerekmektedir. Bu şartın yerine getirilmemesi halinde, istisna kapsamında zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin vergi ziyaı doğuracağı açıkça hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenleme ile istisna uygulaması, pasif bir vergi avantajı olmaktan çıkarılarak aktif bir yükümlülük unsuruna dönüştürülmüştür. Bununla birlikte, taşınmaz geliri bulunmayan fon ve ortaklıklar bakımından kâr dağıtım şartının aranmayacak olması, düzenlemenin kapsamını dengeleyici bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Dağıtıma Esas Taşınmaz Kazancının Tespiti Nasıl Yapılacak?
Taslak Tebliğ’de, kâr dağıtımına esas teşkil edecek taşınmaz kazancının hesaplanmasına ilişkin esaslar ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre;
- Taşınmazlardan elde edilen hasılattan, bu faaliyetlere ilişkin gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi suretiyle net kazanç hesaplanacaktır.
- Taşınmaz faaliyetlerinin veya toplam faaliyet sonucunun zararla neticelenmesi halinde, kâr dağıtım şartı aranmayacaktır.
- Taşınmaz faaliyetlerinden kâr elde edilmekle birlikte diğer faaliyetlerin zararla sonuçlanması ve toplam kazancın taşınmaz kazancından düşük olması durumunda, toplam kazancın %50’sinin dağıtılması yeterli kabul edilecektir.
Öte yandan, müşterek genel giderlerin maliyet oranı esasına göre, amortismanların ise kullanım süresi dikkate alınarak dağıtılmasına yönelik düzenlemeler, uygulamada yeknesaklığın sağlanması açısından yerinde bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.
Yasal Yedek Akçeler ve Dağıtılabilir Kârın Belirlenmesi
Taslak Tebliğ’de, dağıtılması gereken kazancın tespitinde Türk Ticaret Kanunu uyarınca ayrılması zorunlu olan yasal yedek akçelerin dikkate alınacağı ifade edilmektedir.
Kâr dağıtımına esas alınacak tutarın belirlenmesinde ise sermaye piyasası mevzuatına göre hesaplanan “net dağıtılabilir kâr” esas alınmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu tutarın Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen kârı aşamaması yönünde bir sınırlama getirilmiştir. Bu yaklaşım, farklı muhasebe ve raporlama sistemlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğinden, uygulamada çeşitli yorum farklılıklarına ve ihtilaflara zemin oluşturabilecek niteliktedir.
Kârın Sermayeye İlavesinin Niteliği
Taslak Tebliğ’de, kârın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı olarak kabul edilmeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Bu çerçevede, bedelsiz hisse verilmesi suretiyle yapılan işlemlerin, kâr dağıtım şartının sağlanması bakımından yeterli sayılmayacağı ifade edilmektedir.
Söz konusu yaklaşım, vergisel sonuçları itibarıyla bazı durumlarda dağıtım olarak kabul edilen işlemler ile istisna uygulamasındaki değerlendirme arasında farklılık yaratmaktadır. Bu durumun, özellikle uygulama birliği açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır.
2- İstisna Uygulamalarında Kâr ve Zararların Değerlendirilmesi
Taslak Tebliğ ile getirilen önemli yeniliklerden biri de istisna uygulamalarında kâr ve zararların değerlendirilmesine ilişkin sistematik ayrımdır.
Bu kapsamda istisnalar;
- Belirli bir faaliyete özgülenen istisnalar
- İşlem bazında uygulanan istisnalar
şeklinde ikiye ayrılmakta ve her bir kategori için farklı hesaplama yöntemleri öngörülmektedir.
Faaliyet bazlı istisnalarda kazanç ve zararlar birlikte değerlendirilirken, işlem bazlı istisnalarda her bir işlem bağımsız olarak ele alınmakta; zararların çoğu durumda indirime konu edilmesine izin verilmemektedir.
Bu ayrım, özellikle taşınmaz satış kazançları gibi işlemlerde vergi matrahının belirlenmesi açısından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Faaliyet esaslı istisnalar, bir hesap döneminde aynı istisna konusundaki tüm faaliyetlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda oluşan kazançlara ilişkindir. Bu kapsama giren istisnaların bazılarına Tebliğde yer verilmiştir.
Keza işlem esaslı istisnalar, hesap dönemi içerisindeki her bir işleme bağlı olarak ayrı ayrı doğan kazançlara ilişkindir. Bu kapsama giren istisnalar da aynı şekilde Tebliğde sayılmıştır.
Öte yandan, bu ayrımın kanun düzeyinde açık bir şekilde düzenlenmemiş olması, Tebliğ ile getirilen yaklaşımın sınırları bakımından bazı tereddütleri de beraberinde getirmektedir. Kanuni dayanaktan yoksun bir sınıflandırmanın yargı denetimine açık olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, Tebliğlerin, kanuni çerçevenin uygulanmasına açıklık getirmekle sınırlı olması gerektiği dikkate alındığında, yapılan bu sınıflandırmanın uygulamada nasıl karşılık bulacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
3- Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi ve Yatırıma Katkı Tutarı
Taslak Tebliğ’de ayrıca, yurt içi asgari kurumlar vergisine ilişkin düzenlemelerin uygulanmasına dair açıklamalara yer verilmiştir.
Bu kapsamda, yatırıma katkı tutarının hesaplanmasında 02.07.2024 tarihinden önce alınmış yatırım teşvik belgelerinin esas alınacağı, bu tarihten sonra yapılan revizyonların ise dikkate alınmayacağı belirtilmektedir.
Bu yaklaşım, yatırım teşvik sisteminin vergisel etkileri bakımından mükellefler açısından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
4- Nakit Sermaye Artışında Faiz İndirim Dönemi
7566 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik kapsamında, dördüncü geçici vergi dönemi beyanı yeniden ihdas edilmiştir.
Tebliğ Taslağı’nda ise nakit sermaye artışına ilişkin faiz indirimi uygulamasının bu dönemde de kullanılabileceği açıkça düzenlenmektedir.
5- Sonuç ve Değerlendirme
25 No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğ Taslağı, özellikle gayrimenkul yatırım fonları ve ortaklıklarına ilişkin vergisel düzenlemelerin uygulama esaslarını önemli ölçüde netleştirmektedir. Bu yönüyle, idarenin düzenleyici refleksinin hızlı ve yönlendirici olduğu söylenebilir.
Bununla birlikte;
- Kârın sermayeye eklenmesinin dağıtım sayılmaması,
- Vergi Usul Kanunu ile sermaye piyasası mevzuatı arasındaki ilişki,
- Dağıtılabilir kârın tespitine yönelik sınırlamalar
gibi hususlar, uygulamada tartışma yaratmaya devam edebilecek alanlar olarak öne çıkmaktadır.
Ayrıca kurumlar vergisi istisnalarında uygulamaya yön verecek bir belirleme de “faaliyet ve işlem tipi” istisnaların sayılması ve özelliklerinin belirlenmesi olmuştur. Bu durumda faaliyet bazlı olanlarla işlem bazlı olanlar arasında kar/zarar noktasında önemli farklılıklar ortaya çıkabilecektir.
Son tahlilde, Tebliğ Taslağı önemli bir çerçeve sunmakla birlikte, nihai metnin şekillenmesi ve uygulamadaki yansımaları, söz konusu düzenlemelerin gerçek etkisini belirleyecektir.
Sevgi & Saygılarımızla,
Tax & International Advisory | Taxia & Taxademy | Taxai
PDF İndir