Makale Yayınlar

Makale | Vergide Uzlaşma Kaldırılmalı Mı?

SORU: VERGİDE UZLAŞMA KALDIRILMALI MI?

Dünya’da pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de İdare ile mükellef arasındaki vergisel uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden çözülmesi ve vergi alacağının bir an evvel Hazineye intikal etmesi için “uzlaşma” müessesesi bulunmaktadır. Mükellefin ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergiler ile bu vergiye ilişkin kaçakçılık hariç vergi ziyaı cezasında vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin aşağıda sayılan hallerden birinden kaynaklanması durumunda İdare ile mükellef vergi ve ceza rakamında uzlaşabilir:

  • Kanun hükümlerine yeterince nüfuz edilememesi,
  • Vergi Usul Kanununun (VUK) 369 uncu maddesinde yer alan yanılma,
  • VUK’un 116 ncı maddesinde yazılı vergi hatası,
  • VUK’un 117 nci maddesinde yazılı hesap hataları,
  • VUK’un 118 nci maddesinde yazılı vergilendirme hataları,
  • Her türlü maddi hata,
  • Yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığının olması

Mükellef tarafından beyan edilen vergilerde uzlaşma olmaz. Çünkü uzlaşma ikmalen, resen ve idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezalar için söz konusudur. Ayrıca 352 sıra numaralı VUK Genel Tebliğine göre kanuni süresinden sonra verilen beyannameler ile Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesine göre pişmanlık talepli olarak kabul edilen ancak şartların ihlali nedeniyle kanuni süresinden sonra verilen beyanname olarak işleme tabi tutulan beyannameler üzerinden tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kesilen vergi ziyaı cezaları da uzlaşma konusu yapılabilecektir.[1]

Mükellefler uzlaşma tutanaklarına ihtirazi kayıt düşemezler. Uzlaşılacak vergilerde herhangi bir ayrım yoktur:

  • Dolaylı-dolaysız vergiler ile gelir, servet ve harcama üzerinden alınan vergilerin tümünde uzlaşma sağlanabilir.
  • İl özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh edilen vergi ve kesilen cezalar için uzlaşma mercii bu birimlerdir.
  • Gecikme faizi ve gecikme zammında uzlaşma söz konusu değildir.

Uzlaşma uygulaması başladığından beri yazarlar ve uygulayıcılar uzlaşma müessesesinin kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğundan, kişiye özel bir vergi affı niteliğinde olduğuna kadar çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir. Uzlaşma müessesesinin etkinliğini tartıştığı makalesinde üstad Ozansoy;

“Bu itibarla, uzlaşma müessesesi Anayasa’nın “kanun önünde eşitlik” ilkesine de aykırıdır. Çünkü vergisini zamanında ödeyen mükellef idare ile ödeyeceği vergi miktarı konusunda pazarlık imkânına sahip değilken, zamanında vergisini ödemeyen mükellefin böyle bir şansı doğmaktadır. Oysa vergi, yukarıda belirttiğimiz gibi egemenlik gücünün sonucu olarak zorla alınır. Böyle bir pazarlığa girişilmesi Devletin egemenlik hakkına gölge düşürmektedir. Buna ek olarak rekabet eşitsizliği de yaratmaktadır. Aynı durumda olan iki mükelleften vergisini zamanında ve doğru olarak ödemeyen mükellef, hem vergi aslını hem de vergi cezasını uzlaşarak indirebilmekte, böylece diğerinin vergi olarak yatırdığı parayla yeni yatırımlar yapabilmekte, daha ilerideki bir tarihte belki de bu yatırımı sayesinde elde ettiği avantaj sebebiyle kazandığı paradan uzlaştığı vergisini ödemektedir.

 Sonuç olarak şu değerlendirmeyi yapabiliriz: Uzlaşma müessesesi;

– Egemenlik gücünün gereği olarak alınan vergiyi pazarlık konusu yaparak devletin egemenlik gücünü;

– Objektif kriterlerden yoksun olduğundan adalet ilkesini;

– Mükellefler arasındaki eşitliği, vergisini zamanında ve doğru olarak ödeyen mükellef aleyhine bozarak Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesini;

– Kanun’a göre alınması gereken vergi ve cezaların kaldırılmasını veya azaltılmasını ya da Kanun’a göre alınmaması gereken vergi ve cezaların alınmasını sağlayarak Hukuk Devleti ilkesini;

– Birçok emek ve mesai ile yazılan vergi inceleme raporlarını fiilen hükümsüz kılarak vergi inceleme elemanlarını yıpratmaktadır ve bütün bu sebeplerden dolayı bir an önce kaldırılması gerekir.”[2]diyerek konuyu devletin egemenliği, adalet, eşitlik ve hukuk devleti ilkesi açısından değerlendirmektedir.

Bir başka yazar uzlaşmanın Anayasal düzenlemeler karşısındaki yerini tartışmaktadır. Buna göre verginin yasallığı ve kanun önünde eşitlik ilkeleri vergilemede temel prensipler olarak karşımıza çıkar:

“Uzlaşma komisyonlarının salınması istenen vergileri sıfırlamalarının mesleki etik açısından sınırları olduğu gibi kanunlar karşısında da sınırları mevcuttur. Anayasamızın 10’uncu maddesine göre “herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Bir diğer temel ilke ise verginin yasallığı ilkesi olup bu da yine dayanağını Anayasamızın 73’üncü maddesinde bulmaktadır. Buna göre vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.”[3]

 Uzlaşmanın en sık karşılaşılan sebeplerinden bir tanesi vergi kanunlarına yeterince nüfuz edilemediği gerekçesidir. Bu gerekçenin sıhhati çoğu zaman tartışmaya açıktır.

Korkusuz üstadın ifadesine göre uzlaşmalarda bu savın varlığının ileri sürülmesi artık pek mümkün değildir:

“Ancak, düşüncemize göre, uzlaşma talebi için bu savın varlığının kabul edilmesi ve uzlaşmanın bu sava dayandırılması, artık pek mümkün değildir. 1995 yılından itibaren yürürlüğe giren düzenlemelerle, mükelleflerin vergileme ile ilgili her türlü hesap ve işlemlerinin doğruluğu, vergi beyannamelerini imzalayan veya tasdik eden meslek mensuplarının sorumluluğu altına alınmıştır. İlgili Kanun’da, meslek mensuplarının yetki ve sorumlulukları çok açık biçimde belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan çeşitli tebliğlerle duyurulmuştur. Böyle bir durumda, artık, mükelleflerin “vergi kanunlarına yeterince nüfuz ede­mediklerinden” söz etmenin imkânı yoktur.”[4]

 Gelir İdaresi Başkanlığının Uzlaşma Rehberinde[5] ve internet sayfasında yer alan uzlaşma talep dilekçelerinde[6] uzlaşmanın gerekçesine yer dahi verilmemesi İdarenin uzlaşmanın esasi unsuru olan uzlaşma sebebini çok da önemsemediğini göstermektedir. Gerçekten de anılan dilekçelerde sadece “VUK’a 205 sayılı Kanunla eklenen 1-6’ncı maddeye göre uzlaşmak istiyorum” ifadesi yer almakta, uzlaşma sebebinden bahsedilmemektedir.

YILLAR İTİBARİYLE UZLAŞMA SONUÇLARI

2018 yılında yapılan değişikliğe kadar usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında da tarhiyat öncesi uzlaşma mümkündü. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamına girmediği için sırf bu nedenle tarhiyat öncesi uzlaşma tercih edilebilmekteydi.

2018’de yapılan değişiklikle, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tarhiyat sonrası uzlaşmaya da konu edilmesi beklenirken tam aksine bu cezalara ilişkin uzlaşma yolu tamamen kapatıldı.

2019 yılında Türkiye genelinde yapılan tarhiyat sonrası uzlaşma sonuçlarına göre yaklaşık 45.462 dosyanın 43.564’ünde uzlaşma sağlanmıştır.

Merkez ve koordinasyon uzlaşma komisyonlarında yapılan tarhiyat sonrası uzlaşmalarda ise uzlaşılan rakamlar çok daha düşüktür. 2019 yılında toplam 149 dosyadan 128 tanesinde uzlaşılmıştır.[7]

Diğer yıllara bakıldığında durum çok da farklı değildir.

Aşağıdaki tablo merkezi uzlaşma komisyonu ile koordinasyon uzlaşma komisyonu sonuçlarını göstermektedir.

ÖNERİLER

Uzlaşma idare ile mükellef arasında yargısal uyuşmazlığa gidilmeden vergi alacağının bir an önce Hazineye intikalini sağlayan bir mekanizma olmakla birlikte vergi cezalarının caydırıcılığını azalttığı ve adalet duygusunu tahrip ettiği için ıslah edilmesi ve kaldırılması yönünde birçok görüş bulunmaktadır.

Konu hakkında yazarlar verginin aslının uzlaşma konusu dışına çıkarılmasından, uzlaşma konularının sınırlandırılmasına, uzlaşmanın gerekçelerinin kaydının tutulmasından, raporu düzenleyen ve okuyanların görüşlerinin alınmasına kadar pek çok öneri ve görüş ileri sürmüşlerdir:

  • “Tarhiyat sonrasında vergi aslı uzlaşmanın konusu dışına çıkarılmalıdır.
  • Başta kayıt dışılık olmak üzere kasıtla vergi ziyaına sebebiyet verilen haller uzlaşmanın konusu dışına çıkarılmalı, uzlaşılacak konular açıkça belirlenmelidir.”[8]
  • Vergi indirimi yapılan uzlaşmalarda indirim yapılmasına ilişkin gerekçenin kaydı tutulmalıdır.
  • Raporu düzenleyen inceleme elemanının dinlenmesi, okuma komisyonlarının (rapor değerlendirme komisyonları) uzlaşma komisyonlarına görüş belirtmesi, işletmenin karlılık oranı ile mükellefin vergiye karşı direncinin uzlaşmada dikkate alınması.”[9]

Bazı yazarlara göre ise uzlaşma kaldırılmalı ve VUK’ta yer alan indirim müessesesine işlerlik kazandırılmalıdır.

  • “Uzlaşma kaldırılmalı ve indirim kurumu uzlaşmanın getirdiği bazı olanakları da kavrayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.[10]
  • “Bu tablo karşısında vatandaş sistemin adaletine, güvenilirliğine ne derece inanabilir? Üstelik vergisini düzenli ödeyen, dişinden tırnağından artırarak, cezalarla karşılaşmamak için yükümlülüklerini zamanında yerine getiren mükellefler açısından daha da vahim bir sonuçtur. Demek ki uzlaşma müessesesinin yeniden gözden geçirilmesi ve hatta masaya yatırılarak kaldırılması düşünülmelidir.”[11]

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle uzlaşma müessesesinin artıları ve eksileri iyi analiz edilmeli, vergi sistemine getirdiği avantajlar ve sebebiyet verdiği dezavantajlar iyice değerlendirilmeli ve sonuç olarak;

  • Uzlaşma talep eden mükellefin iyi niyeti ve incelemelerde gösterdiği kolaylık dikkate alınmalı,
  • Uzlaşmaya ilişkin tutanakta uzlaşmaya ilişkin gerekçeye yer verilmeli, uzlaşma yetkisinin sınırsız olmadığı ve hesap verilebilir bir yapı arz etmesi gerektiği bilinmeli,
  • Uzlaşmadan önce veya gerekirse uzlaşma sırasında vergi inceleme elemanları ve rapor değerlendirme komisyonlarının görüşleri alınmalı,
  • Vergi aslından indirim çok sınırlı hallerde yapılmalı ve hatta bu konuda azami indirim oranları belirlenmeli,
  • KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler ile damga vergisi ve gelir vergisi stopajı gibi istihkaktan kesilen vergilerle ilgili farklı bir uygulamaya gidilmeli ve bu vergilerin asıllarında uzlaşma yoluna gidilmemesi yönünde bir kanuni düzenleme yapılmalıdır. Çünkü bu vergiler dolaysız vergilerden farklı olarak verginin mükellefinden başka birisi tarafından ödenmektedir.

[1] 15.11.2005 tarih ve 25994 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 352 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

[2] Ahmet Ozansoy, “Uzlaşma Müessesesi ve Etkinliği”, Yaklaşım, Mayıs 2000.

[3] Serkan Özyurt, “Uzlaşma Komisyonlarının Yetkileri Sınırsız mıdır?”, Vergi Dünyası, Mayıs 2001, Sayı 237.

[4] Mehmet Korkusuz, “Vergi Sistemimizde Uzlaşma Müessesesi ve Bugünkü Durumu Üzerine Bir Değerlendirme”, Yaklaşım, Temmuz 1999.

[5] http://www.gib.gov.tr/fileadmin/user_upload/yayinlar/uzlasma.pdf

[6] http://www.gib.gov.tr/dilekce/Uzl_Tal_Dil.html

[7] 2019 Yılı Gelir İdaresi Faaliyet Raporu, s.82, https://gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/faaliyetraporlari/2019/2019_faaliyet_raporu.pdf

[8] Azmi Demirci, “Uzlaşma İçin Öneriler, Vergi Dünyası, Sayı 315, Mart 2007.

[9] Yılmaz Budak, “Uzlaşma Kişiye Özel Vergi Affı mıdır?”, Vergi Dünyası, Sayı 304, Aralık 2006.

[10] http://www.legalisplatform.net/ozel_dosyalar/Vergi%20Hukukunda%20Uzla%C5%9Fma.pdf

[11] Biyan, Özgür, “Gelir İdaresi 2010 Yılı Faaliyet Raporundan Bazı Çıkarımlar”, Yaklaşım, Haziran 2011, sayı:222.

 

PDF indirmek için tıklayınız.

Saygılarımızla,

Şaban Küçük

Yeminli Mali Müşavir

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir