Blog Duyuru Sirküler

2020-133 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı

No        : 2020-133

Tarih  : 19.11.2020

Konu  : Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında Kamu Maliyesi & Bütçe Ve Vergi Düzenlemeleri İle Sektörler İçin Öngörülenler 

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kamu maliyesi alanında önemli ve detaylı bilgiler içeriyor. Programda kamunun gelir-gider dengesinin 2020 yılında, temelde yaşanan salgın kaynaklı, önemli miktarda bozulacağı ifade edilmektedir. Bu bozulmanın gelecek yıllarda, geçen günlerde açıklanan Orta Vadeli Program’la da uyumlu olarak, kademeli olarak düzeltilmesi öngörülmektedir.

Bu çalışmada sizler için vergi, teşvik ve mali düzenlemeleri baz alarak genel olarak tüm ekonomi için alınan tedbirler ve özel olarak da sektörler için Kalkınma Planı ile uyumlu olarak alınacak tedbirler, bu alanda mevcut durum ve hedefler özetlenmiştir. Programda rekabetçi üretim ve verimlilik sanayi politikaları, öncelikli gelişme alanları ve sektörel politikalar olarak sıralanmaktadır.

Programda kamu maliyesi, para politikaları, mali piyasalar, bütçe dengesi, borçlanma alanında mevcut durum ve amaçlarla Kalkınma Planına uygun olarak yıllık uygulanacak politika ve tedbirler yer alıyor.

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kamu maliyesindeki gelişmeler ile ilgili kapsamlı istatistik ve özet gelişme ve hedefleri de bir arada bulabileceğimiz bir doküman olarak bütçe kanun teklifinin TBMM’ye sunulmasının ardından yayımlandı. Program, kamu maliyesi kapsamında devletin gelir-gider dengesine sadece merkezi bütçe olarak yaklaşmıyor. Kamu maliyesi alanına özel bir başlık altında detaylı olarak değiniyor.

Program kamu maliyesini genel devlet ve KİT’ler adı altında iki ana kısımda ele alıyor. Bu iki kısım kamu kesimini oluşturuyor. Genel devlet kapsamında merkezi yönetim bütçesi, mahalli idareler, sosyal güvenlik kuruluşları, İşsizlik Sigortası Fonu, bütçe dışı fonlar ve döner sermayeler yer alıyor. Her ne kadar merkezi yönetim devlet bütçesinin en önemli ve en büyük parçasını oluştursa da bu yazının devamında detaylarına değinileceği üzere, kamu kesiminin diğer unsurlarındaki gelişmeler de kamunun mali yapısının sağlıklı olarak ortaya konması açısından dikkatle izlenmelidir. Devletin diğer unsurlarında yaşanacak gelişmeler ana oyuncu olan merkezi yönetim bütçesi başta olmak üzere diğer unsurların mali yapısını da doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilmektedir.

Programda yer alan verilere göre kamu kesimi kapsamındaki alt bileşenlerin gelir-gider dengesini yansıtan borçlanma gereği tarihsel olarak şöyledir.

Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (GSYH’ya Oran)

,

Kaynak: 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı

Kamu kesimi borçlanma gereği, milli gelire oran olarak, 2018 yılında yüzde 2,4 iken 2019 yılında yüzde 3,2’ye 2020 yılında ise yüze 6,1 seviyesine kadar çıkacağı tahmin edilmiştir. Söz konusu artışta temel belirleyici merkezi yönetim bütçesinin gelir-gider açığı olurken, İşsizlik Sigortası Fonunun gelir-gider fazlasının azalarak 2020 yılında açığa dönüşmesi de belirleyici olmuştur. 2021 yılında ise kamunun gelir-gider açığının 2020 yılına göre bir miktar iyileşerek yüzde 4,7 seviyesine gerileyeceği tahmin edilmiştir. Söz konusu açık Orta Vadeli Programda yer alan hedef ve tahminlere göre 2022 ve 2023 yıllarında daha da azalmaktadır.

Yıllık Programa göre kamunun borçlanma gereğinde 2021 yılında oluşması beklenen kısmi iyileşme ise yine merkezi yönetim bütçesi ve İşsizlik Sigortası Fonunun dengesinde beklenen iyileşmeden kaynaklanacaktır. Bu kapsamda, merkezi yönetim bütçesi ve İşsizlik Sigortası Fonunun gelir-gider dengesini gözden geçirmek gerekir. Ayrıca, gelir-gider açığı merkezi yönetim bütçesinden finanse edilen Sosyal Güvenlik Kurumunun bütçeden karşılanan açığı da yukarıda bahsettiğimiz üzere doğrudan merkezi bütçenin dengesini etkilemektedir.

Kamu Kesimi Gelir-Gider Dengesi (GSYH’ya Oran)

Program incelendiğinde kamunun gelir-gider dengesindeki bozulmanın aslında önemli bir kısmının da Sosyal Güvenlik Kurumunun bütçe açığından kaynaklandığı görülmektedir. Bu açık ancak merkezi bütçe tarafından karşılandığı için nihai istatistiklerde merkezi bütçenin açığı gibi görünmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu bütçesinin 2019 yılında, milli gelire oran olarak, yüzde 0,9 olan açığı 2020 yılında yüzde 1,7’ye yükselmektedir. Bir başka deyişle, merkezi bütçenin 2020 yılında 2019 yılına göre gelir-gider dengesinde beklenen, milli gelire oran olarak, 2 puanlık bozulmanın 0,8 puanı Sosyal Güvenlik Kurumunun açığının finansmanından kaynaklanmaktadır. Merkezi bütçeden Sosyal Güvenlik Kurumuna 2020 yılında açık finansmanı için 82,5 milyar TL, faturalı ödemeler, ek karşılıklar, devlet katkısı, emeklilere ek ödeme, prim teşvikleri ve prim ödeme gücü olmayanların GSS primleri dâhil toplamda ise 249,2 milyar TL aktarılacağı tahmin edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında İşsizlik Sigortası Fonunun gelir-gider dengesinin geçmiş yılların aksine 2020 yılında, milli gelire oran olarak, yüzde 0,8 oranında açığa dönüştüğü görülmektedir. Bu durumun nedeni bilindiği üzere pandemi nedeniyle alınan önlemlerin ve açıklanan teşviklerin İşsizlik Sigortası Fonuna getirdiği mali yük ve pandeminin istihdam piyasasında oluşturduğu olumsuzluklar kaynaklı gelirlerinde yaşanan kayıplardır. 2021 yılında ise Fon dengesinin yeniden artıya dönmesi beklenmektedir. Benzer şekilde Sosyal Güvenlik Kurumunun gelir-gider dengesinin de 2021 yılında 0,5 puan düzelmesi beklenmektedir.

2021 yılında 2020 yılına göre kamu kesimi borçlanma gereğinde, milli gelire oran olarak, 1,4 puan iyileşme olacağı tahmin edilmektedir. Söz konusu iyileşmenin yukarıda da belirttiğimiz üzere 0,9 puanının İşsizlik Sigortası Fonundan, 0,5 puanını Sosyal Güvenlik Kurumundan sağlanması öngörülmektedir. Ancak, devam eden salgın ve salgının gerek ülkemizi gerek dünya genelini 2021 yılında ne ölçüde etkileyeceği kamunun gelir gider dengesi üzerinde belirleyici olacak en önemli faktör olarak karşımızda durmaktadır.

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programını Aşağıda Sizler İçin Özetledik.

  1. DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

2020 yılının başında Covid-19’un küresel salgına dönüşmesiyle dünya ekonomisi tarihi bir bunalım sürecine girmiştir. Arz ve talep şokununun eşanlı oluşmasıyla birlikte öncelikle riskli varlıklardan çıkış ve güvenli limanlara yönelim gözlenmiştir. Salgının seyrine bağlı olarak özellikle 2020 yılının ilk çeyreğinde finansal piyasalarda oynaklık hızla artmış, özellikle hisse senedi piyasalarında tarihi düşüşler gözlenmiştir. Sermaye akımları gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulurken, bahse konu ülke para birimleri değer kaybetmiş, hızla düşen taleple birlikte petrol fiyatları tarihi düşük seviyelere gerilemiş, buna mukabil altın ve gümüş fiyatları yükselmiştir. Küresel piyasalar halen salgına ve uygulanan politikalara fazlasıyla duyarlı olup küresel düzeyde fiyat oynaklıkları devam etmektedir.

Covid-19 pandemisi sürecinde güvenli liman arayışı devam etmekle birlikte, gelişmekte olan ülkelere sermaye girişi önceki yıllara göre çok daha kırılgan bir seyir izlemektedir. Bununla birlikte, devletlerin olağanüstü teşvikleri sayesinde küresel ekonominin daha keskin daralmasının önüne geçilmiştir. Bunların başında, hane halkının ve firmalara destek paketleri ve genişlemeci para politikası uygulamaları gelmektedir. Bu süreçte gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının politikaları, yatırımcının risk iştahını hızla yukarıya taşımıştır. ABD, İngiltere, Kıta Avrupası ülkeleri ve gelişmekte olan birçok ülkede politika faiz oranlarının tarihi düşük seviyelere inmesiyle reel faizler birçok ülkede negatife dönmüştür. Merkez bankaları salgının yarattığı kriz yönetimine; varlık alımları, finansal kuruluşlara likidite desteği, swap (takas) hatları ve kredi akımlarının devamını sağlayacak diğer tedbirleri almak suretiyle ayrıca katkı sağlamışlardır. Bu çerçevede, G-10 ülkelerinin merkez bankalarının varlıkları salgın öncesine (Ocak 2020’ye) göre 6 trilyon dolar civarında artış göstermiştir.  Yükselen piyasa ekonomilerinin merkez bankaları da ilk defa varlık alımı programı uygulamışlardır. Bu programlarla, hazine bonolarının, devlet garantili bonoların, özel kesim borçlarının ve ipotekli konut kredilerine dayalı menkul kıymetlerin gelişmekte olan merkez bankalarınca alındığı görülmüştür.

  1. TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER VE HEDEFLER

2020 yılının ilk aylarında ekonomik faaliyetteki toparlanma öngörüldüğü gibi devam ederken tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi Mart ayının ikinci yarısından itibaren Türkiye ekonomisinde de olumsuz etkilerini göstermeye başlamıştır. Ülkede salgının yayılmasını sınırlandırmak ve toplumsal sağlığı korumak amacıyla birçok önlem alınırken, salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi kapsamında; kamu bankaları öncülüğünde kredi faiz indirimleri, vergi ertelemeleri, kısa çalışma ödenekleri, hane halkına yönelik karşılıksız parasal destek verilmesi gibi uygulamalar hayata geçirilmiştir. Ayrıca, ekonomik faaliyette yaşanan yavaşlamayı sınırlandırmak için genişleyici para politikası uygulanmıştır.

  • 2.1. BÜYÜME VE İSTİHDAM
    • 2.1.1. GSYH ve Sektörel Büyüme Hızları

a)Mevcut Durum

2020 yılının ilk yarısında GSYH’da yüzde 3,1 oranında daralma kaydedilmiştir. Bu dönemde katma değer tarım sektöründe yüzde 3,5 oranında artarken, sanayi ve hizmetler (inşaat dâhil) sektörlerinde sırasıyla yüzde 5,6 ve yüzde 4 oranlarında azalmıştır.

b) Hedefler

2021 yılında, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında açıklanan yeni dengelenme yeni normal, yeni ekonomi yaklaşımı çerçevesinde makroekonomik dengelerin yeniden tesis edilmesini önceliklendiren ve bu yeni dengenin üzerine inşa edilecek olan öncelikli reformlarla istihdam, teknoloji ve verimlilik odaklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyüme anlayışıyla hazırlanan YEP’te öngörülen politika ve tedbirlerin hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Bu dönemde, salgın kaynaklı belirsizliklerin azalması, finansal koşullardaki iyileşmeye bağlı öngörülebilirliğin artması ile tüketici ve yatırımcı güvenindeki toparlanma ve ertelenmiş tüketim ve yatırım harcamalarının canlanması GSYH büyümesine katkı verecektir.

  • 2.1.2. İstihdam

a) Mevcut Durum

2020 yılında, istihdamın bir önceki yıla göre 1.347 bin kişi azalacağı, işgücüne katılma oranının ise yüzde 49,6 seviyesinde olacağı tahmin edilmektedir. Bu çerçevede, işsizlik oranının yüzde 13,8 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir.

b) Hedefler

2021 yılında, salgın sonrası ekonomideki toparlanma süreci ve bu sürecin ima ettiği yüksek büyüme oranları çerçevesinde istihdam artışının ivme kazanmasıyla istihdamın bir önceki yıla göre 1.598 bin kişi artacağı, işsizlik oranının ise yüzde 12,9’a gerileyeceği öngörülmektedir. İşgücüne katılma oranının da toparlanması, 2021 yılında 1,6 puan artışla yüzde 51,2’ye ulaşması beklenmektedir.

  • 2.1.3. Ekonominin Genel Dengesi

a) Mevcut Durum

2020 yılının ilk yarısında ihracat ve turizm gelirlerindeki zayıf görünüm nedeniyle mal ve hizmet ihracatı reel olarak yüzde 18,3 oranında azalış gösterirken mal ve hizmet ithalatı yüzde 6,8 oranında artmıştır. Sonuç olarak net mal ve hizmet ihracatının ekonomik daralmaya katkısı 6 puan olmuştur.

b) Hedefler

2021 yılında bir önceki yıla göre özel kesim tüketim harcamalarında yüzde 5,7 oranında reel artış, kamu kesimi tüketim harcamalarında ise yüzde 2,2 oranında reel azalış olacağı öngörülmektedir. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının yüzde 5,2, kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının ise yüzde 13,2 oranında reel olarak artacağı tahmin edilmektedir. Böylece, toplam sabit sermaye yatırım harcamalarının reel olarak yüzde 6,2 artması öngörülmektedir.

  • 2.2 YATIRIMLAR
    • 2.2.1. Yatırımların Sektörel Dağılımı

a) Mevcut Durum

Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının 2020 yılında reel olarak yüzde 2,6 oranında azalması beklenmektedir. Bu dönemde cari fiyatlarla özel kesim sabit sermaye yatırımları içinde tarım, enerji, ulaştırma, konut ile sağlık alt sektörlerinin göreli ağırlıklarının artması; turizm, eğitim ve diğer hizmetler alt sektörlerinin ağırlıklarının ise azalması beklenmektedir. Söz konusu dönemde, cari fiyatlarla kamu kesimi sabit sermaye yatırımları içinde madencilik, imalat, enerji, ulaştırma ile eğitim alt sektörlerinin göreli ağırlıklarının artması; tarım, konut, eğitim, sağlık ve diğer hizmetler alt sektörlerinin ağırlıklarının ise azalması öngörülmektedir.

b) Hedefler

Bu dönemde özel kesim sabit sermaye yatırımlarının reel olarak yüzde 5,2 artış göstereceği tahmin edilmektedir. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının imalat sanayii, ulaştırma ve konut alt sektörlerinde yoğunlaşması beklenmektedir.

  • 2.3. ÖDEMELER DENGESİ
    • 2.3.1 Cari İşlemler Hesabı

İhracat

2020 yılının ilk sekiz aylık döneminde tarım ve ormancılık sektörü haricinde tüm ana sektörlerin ihracatında düşüş kaydedilmiştir. Bu dönemde, tarım ve ormancılık sektörü ihracatı yüzde 4,6 oranında artmıştır. İmalat sektöründe ihracat ise yüzde 13,3 oranında gerilemiştir. Sektörel olarak en yüksek düşüş ise yüzde 19 oranı ile madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yaşanmıştır.

2020 yılında ihracatın (fob) yüzde 8,3 oranında azalarak 165,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu yılda, ihracat fiyatlarında yüzde 1,9 oranında düşüş beklenirken reel ihracattaki daralmanın yüzde 6,5 oranında olacağı tahmin edilmektedir.

İthalat

İthalatın (cif) 2020 yılında yüzde 3 azalarak 204 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. 2020 yılında ithalat fiyatlarının yüzde 7,2 azalırken, reel ithalatın ise yüzde 4,5 artması beklenmektedir.

Hizmetler Dengesi, Birincil ve İkincil Gelir Dengesi

Türkiye, 2019 yılında 64,6 milyar ABD doları hizmet geliri elde etmiş ve 37 milyar ABD doları hizmetler dengesi fazlası vermiştir. Hizmet gelirleri, 2020 yılının Ocak-Ağustos döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 47,6 oranında düşüş göstererek 21,7 milyar ABD doları seviyesinde, hizmetler dengesi fazlası ise yüzde 78,4 oranında azalışla 5,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlasındaki bu düşüşte, hizmet gelirlerindeki düşüşün yanı sıra hizmet giderlerinin artması da etkili olmuştur. Diğer taraftan, yıllıklandırılmış olarak bakıldığında 2020 yılı Ağustos ayı itibarıyla ülkemiz 45 milyar ABD doları hizmet geliri elde etmiş bulunmaktadır. Hizmetler gelirlerindeki azalmaya, salgın nedeniyle turizm sektöründeki durgunluğun sürmesi ile mal ihracatı ve turizm gelirlerindeki daralma sonucunda taşımacılık gelirlerindeki düşüş neden olmuştur. 2020 yılında hizmetler dengesi fazlasının 12,3 milyar ABD doları olması beklenmektedir.

Hedefler

2021 yılında ihracatın (fob) yüzde 10,9 oranında artarak 184 milyar ABD dolarına, ithalatın (cif) ise yüzde 11,4 oranında yükselerek 223,3 milyar ABD dolarına ulaşması ve böylece dış ticaret açığının 39,3 milyar ABD doları seviyelerinde gerçekleşmesi öngörülmektedir.

İhracat ve ithalat fiyatlarının 2021 yılında sırasıyla yüzde 1,2 ve 2,5 artması beklenmektedir. 2021 yılında reel ihracat ve ithalatın ise sırasıyla yüzde 9,6 ve 6,7 artacağı tahmin edilmektedir.

  • 2.3.2. Sermaye ve Finans Hesapları

Salgın sonrasında küresel ekonomideki belirsizliklerin artması sonucunda gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarında azalma yaşanmıştır. Bu kapsamda, 2020 yılının Ocak-Ağustos döneminde portföy yatırımlarında 14,3 milyar ABD doları büyüklüğünde net sermaye çıkışı gözlenmiştir. Aynı dönemler itibarıyla, DİBS’ten 7,7 milyar ABD doları ve Borsa İstanbul’dan (BİST) ise 5,4 milyar ABD doları tutarında sermaye çıkışı gerçekleşmiştir. Hazine yurt dışı tahvil ihracında 171 milyon ABD doları ve bankalar ise 544 milyon ABD doları tutarında geri ödeme gerçekleştirmiştir.

  • 2.4. ENFLASYON VE PARA-KUR POLİTİKASI
    • 2.4.1. Enflasyon

a) Mevcut Durum

2020 yılında yönetilen fiyatlardaki olumlu baz etkisi, salgının akaryakıt ve hizmet fiyatları üzerindeki düşürücü etkileri TÜFE yıllık artış hızını olumlu yönde etkilemiştir. Diğer taraftan, kur gelişmeleri neticesinde temel mal fiyatlarının ivme kazanması ve gıda fiyatlarının görece yüksek seyretmesi ise TÜFE yıllık artış hızını olumsuz yönde etkilemiştir. Söz konusu etkilerin birbirlerini dengelemesiyle, Eylül ayında yıllık enflasyon 2019 yılı sonu seviyesine oldukça yakın olarak yüzde 11,75 düzeyinde gerçekleşmiştir.

  • 2.4.2. Para ve Kur Politikası

a) Mevcut Durum

TCMB, 2020 yılının ilk yarısında politika faiz oranının indirilmesine karar verirken, döviz kurundaki gelişmelerin enflasyonist riskleri artırması nedeniyle yılın 3. Çeyreğinde politika faizinde 200 baz puanlık artışa gitmiştir.

b) Hedefler

Para ve maliye politikalarının güçlü eşgüdümünün sürdürülmesi ile mal ve hizmet piyasalarında rekabet ve verimliliği artıracak yapısal politikaların hayata geçirilmesi hedefleri doğrultusunda atılacak adımlarla ekonomik ve finansal istikrar güçlendirilecektir. Böylece tüketici enflasyonunun 2021 yılsonunda yüzde 8,0’a indirilmesi hedeflenmektedir.

  • 2.5. MALİ PİYASALAR

a) Mevcut Durum

Finans sektörünün toplam aktif büyüklüğü, 2020 yılı Haziran ayında 6,2 trilyon TL olarak gerçekleşmiş olup aktiflerin GSYH’ya oranı yüzde 139 olmuştur. 2020 yılının ilk altı aylık döneminde 2019 yılı sonuna göre sektör paylarında mevduat ve katılım bankalarının payında kısmen artış görülürken, banka dışı kredi kuruluşlarının paylarında düşüş görülmektedir.

  1. KAMU MALİYESİNDE GELİŞMELER VE HEDEFLER
  • 3.1. GENEL DEVLET

a) Mevcut Durum

Genel devlet gelirleri, GSYH’ya oranla 2019 yılında 2018 yılına göre 0,1 puan artarak yüzde 33,1 olmuştur. Yılın ilk yarısında milli hasılanın daralması, toplam talepteki gerileme ve döviz kuruna ilişkin gelişmeler, ekonomiyi canlandırmak amacıyla yapılan vergi indirimleriyle birlikte vergi gelirlerinde 0,9 puanlık bir düşüş yaşanmasına neden olmuştur. 2B, bedelli askerlik ve imar barışı gibi uygulamalardan elde edilen yüksek tahsilatın etkisiyle 2018 yılında artan vergi dışı normal gelirler 2019 yılında 0,4 puan azalmış ve uzun dönem ortalamasına yakın bir düzeyde gerçekleşmiş, buna karşılık faktör gelirleri 1,3 puan artış göstermiştir.

2020 yılında genel devlet gelirlerinin bir önceki yıla göre GSYH’ya oranla 0,6 puan azalarak yüzde 32,5 olacağı öngörülmektedir. 2019 yılında ertelenen talebin 2020 yılı başında canlanması, bazı vergi oranlarında yapılan güncellemeler ve sonrasında salgına karşı alınan önlemler kapsamında kredi koşullarının gevşetilmesinin etkisiyle dolaylı vergi tahsilatında beklenen artışa mukabil toplam vergi gelirlerinin 0,7 puan artacağı tahmin edilmektedir. Buna karşın, salgının olumsuz etkisi nedeniyle sosyal fon gelirlerinde 0,5 puan ve faktör gelirlerinde 0,6 puan düşüş beklenmektedir.

b) Hedefler

2021 yılında genel devlet gelirlerinin GSYH’ya oranının bir önceki yıla göre 0,8 puan azalarak yüzde 31,7 olması beklenmektedir. Ekonomik faaliyette beklenen toparlanmaya bağlı olarak özellikle dolaylı vergiler ve sosyal fonların 0,4 puan artacağı, buna karşın faktör gelirleri ve doğrudan vergilerin 1,4 puan azalacağı tahmini bu gelişme üzerinde belirleyici olmaktadır. Genel devlet harcamalarının 2021 yılında bir önceki yıla kıyasla GSYH’ya oranla 2,3 puan azalarak yüzde 36,3 olması beklenmektedir. Bu dönemde yatırım harcamalarının aynı düzeyde kalacağı; diğer yandan salgına karşı alınan önlemlerin kademeli olarak kaldırılmasıyla transfer harcamalarının 0,5 puan, cari harcamaların ise 1,8 puan azalacağı öngörülmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda, GSYH’ya oranla genel devlet açığının 2021 yılında 1,5 puanlık bir düşüşle yüzde 4,5’e gerileyeceği öngörülmektedir. Genel devlet faiz dışı açığının 1,9 puanlık bir iyileşmeyle yüzde 1,2’ye gerilemesi; program tanımlı genel devlet açığının ise yüzde 2,4 olması beklenmektedir. 2021 yılında kamu kesimi borçlanma gereğinin GSYH’ya oranla bir önceki yıla göre 1,4 puan azalarak yüzde 4,7 seviyesinde gerçekleşeceği; program tanımlı kamu kesimi açığının ise 2,5 puanlık bir iyileşmeyle yüzde 2,6’ya gerileyeceği öngörülmektedir. AB tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH’ya oranının 2021 yılında yüzde 40,8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

  • 3.1.1. Merkezi Yönetim Bütçesi

a) Mevcut Durum

2020 yılında, bütçe hedefinin 16,5 milyar TL üstüne çıkması beklenen toplam merkezi yönetim bütçe gelirlerinin GSYH’ya oranla, hedefin 0,4 puan üzerinde, yüzde 20,1 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu dönemde, bütçe hedeflerine göre; genel bütçe vergi gelirlerinin GSYH oranının 0,2 puan artarak yüzde 16,3; vergi dışı gelirlerin ise 0,2 puan artarak yüzde 3,8 düzeyinde olacağı tahmin edilmektedir.

Bütçe hedeflerine kıyasla, 2020 yılında gelir vergisi tahsilatının hedefin 19,4 milyar TL altında kalması, kurumlar vergisi tahsilatının ise hedefin 15,5 milyar TL üzerine çıkması ve bu vergilerin sırasıyla 162,7 milyar TL ve 104,9 milyar TL olması beklenmektedir. GSYH’ya oranla gelir vergisinin yüzde 3,4, kurumlar vergisinin yüzde 2,2 oranında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Salgının ekonomik ve sosyal alanda olumsuz etkileriyle mücadele kapsamında; 2019 yılına ilişkin Nisan ayının son gününe kadar verilmesi gereken kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme ve ödeme süreleri 1 Haziran 2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Öte yandan, salgından ciddi şekilde etkilenen sektörlerde faaliyet gösteren mükellefler ile gelir vergisi mükellefi olan yaklaşık 1,9 milyon vatandaşımızın tamamı için mücbir sebep halinin varlığı kabul edilerek muhtasar ve katma değer vergisi beyannamelerinin ödeme süreleri 6 ay süreyle uzatılmıştır.

Dâhilde alınan KDV tahsilatının 2020 yılı bütçe tahmininin 4,7 milyar TL üzerine çıkarak 62,6 milyar TL seviyesinde ve GSYH’ya oranla yüzde 1,3 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu artış, hayata geçirilen vergi indirimlerine karşın, temel olarak KDV iadelerindeki yavaşlama ile yılın ikinci yarısından itibaren ekonomik faaliyette yaşanan toparlanmadan kaynaklanmaktadır.

2020 yılı Ocak ayında mobilya ürünlerinde yüzde 18 olarak uygulanan KDV oranı kalıcı olarak yüzde 8’e düşürülmüştür. Salgından en çok etkilenen sektörlerden olan hava yolu ile yolcu taşımacılığı hizmetlerinde Nisan-Haziran dönemi için 3 ay süreyle KDV oranları yüzde 18’den yüzde 1’e indirilmiştir. Yine salgının ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki etkilerini hafifletmeye yönelik olarak eğitim ve öğretim hizmetlerinde 1 Eylül 2020 ila 30 Haziran 2021 tarihleri arasında uygulanmak üzere KDV oranı yüzde 8’den yüzde 1’e indirilmiştir.

Ağustos-Aralık döneminde geçerli olmak üzere, salgının olumsuz olarak etkilediği turizm hizmetlerinde KDV oranları (konaklama ve genel orana tabi yeme-içme hizmetleri dahil) yüzde 8’den yüzde 1’e çekilmiş, işyeri kiralamaları ile eğlence, bakım onarım ve diğerbirçok sektörde yüzde 18 olarak uygulanan KDV oranı ise yüzde 8’e indirilmiştir.

2020 yılında petrol ve doğal gaz ürünlerinden elde edilen ÖTV tahsilatının, bütçe tahmininin 3,6 milyar TL üzerine çıkarak 69,6 milyar TL, GSYH’ya oranla ise yüzde 1,4 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir.

2020 yılında, motorlu araç satışlarına ilişkin ÖTV tahsilatının bütçe hedefinin 14,3 milyar TL üzerine çıkarak 33,2 milyar TL olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu artışta, vergi matrahlarında oluşan yükselme yanında düşen kredi faizlerinin de etkisiyle taşıt satışlarında yaşanan artış belirleyici olmuştur. Motorlu taşıtlar vergisi tahsilatının ise bütçe hedefinin 0,9 milyar TL altında kalarak 16,5 milyar TL olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir. Söz konusu gelişmede vergi tutarlarının tespitinde esas alınacak yeniden değerleme oranının yüzde 12 seviyesinde belirlenmesi etkili olmuştur.

2020 yılında tütün mamullerinden elde edilen ÖTV tahsilatının, tüketimin başlangıç tahminlerinin bir miktar altında kalması nedeniyle, bütçe tahmininin 3,3 milyar TL altında kalarak 61,5 milyar TL olarak gerçekleşmesi ve GSYH’ya oranla yüzde 1,3 olması beklenmektedir.

2020 yılında, alkollü içkiler ve kolalı gazozlardan elde edilen ÖTV tahsilatının bütçe hedefinin 1,5 milyar TL altına düşerek 16,8 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir

2020 yılında banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) tahsilatının, kambiyo işlemlerinde geçerli BSMV oranının belirli bir süre yüzde 1’e yükselmesi sonucunda, bütçe hedefinin 1,3 milyar TL üzerine çıkarak 26,3 milyar TL seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Özel iletişim vergisi tahsilatının ise bütçe hedefinin 0,1 milyar TL üzerine çıkarak 4,3 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

2020 yılında, ithalde alınan KDV tahsilatının, bütçe tahmininin 15,2 milyar TL altında kalarak, 142,9 milyar TL ve GSYH’ya oranla yüzde 2,9 seviyesinde olması tahmin edilmektedir. Gümrük vergisi tahsilatının ise, bütçe hedefinin 0,9 milyar TL üzerine çıkarak 21,4 milyar TL olması beklenmektedir.

2020 yılında, salgının ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için devreye alınan tedbir ve teşvikler kapsamında kredi faizlerindeki düşüşe bağlı olarak konut satışlarının artması nedeniyle, harç gelirlerinin bütçe hedefinin 0,9 milyar TL üzerinde 30,4 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Damga vergisi tahsilatının ise bütçe hedefinin 0,9 milyar TL altında kalarak 20,6 milyar TL olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir.

2020 yılında vergi dışı gelirlerin, bütçe hedefinin 10,4 milyar TL üzerine çıkarak 182,4 milyar TL ve GSYH’ya oranla yüzde 3,8 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu artışta; faiz gelirlerine ve para cezalarına ilişkin tahsilattaki artış etkili olmuştur.

b) Hedefler

2021 yılında merkezi yönetim bütçe gelirlerinin GSYH’ya oranının, bir önceki yıl gerçekleşme tahmininin 0,6 puan altında ve yüzde 19,5 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Bu kapsamda, vergi dışı gelirlerin 0,6 puan düşeceği, vergi gelirlerinin ise 0,04 puan artacağı tahmin edilmektedir. 2020 yılı Mart ayından itibaren ülkemizde etkisinin hissedilmeye başlandığı salgın sürecinin olumsuz etkisinin 2021 yılında daha belirgin bir biçimde ortadan kalkmaya başlayacağı ve ekonomik faaliyetin vergi tahsilatına yansıyacağı tahmin edilmektedir.

2021 yılında gelir ve kurumlar vergisi tahsilatı toplamının GSYH’ya oranla 2020 yılı gerçekleşme tahminine göre 0,2 puan azalarak yüzde 5,3 olması beklenmektedir. Bu gelişmede temel etken, 2018-2020 döneminde yüzde 22 oranında uygulanan kurumlar vergisi oranının 2021 yılından itibaren yüzde 20 oranında uygulanacak olmasıdır.

2021 yılında dâhilde alınan KDV tahsilatının GSYH’ya oranının 2020 yılı seviyesinde yüzde 1,3 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. İhracat performansı ve buna bağlı KDV iadelerindeki gelişmelerin iktisadi faaliyetteki canlanma ile dâhilde KDV tahsilatı üzerinde temel belirleyiciler olması beklenmektedir.

ÖTV tahsilatının GSYH’ya oranının, 2021 yılında bir önceki yıl gerçekleşme tahmininin 0,2 puan altında yüzde 3,8 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Tahminlerde, geçmiş dönem gerçekleşmeleri ve makroekonomik hedef ve beklentilerle uyumlu tüketim beklentileri dikkate alınmıştır.

2021 yılında ithalde alınan KDV tahsilatının GSYH’ya oranının, ithalat ve kurdaki beklentilerin etkisiyle, 2020 yılına göre 0,5 puan artarak yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

2021 yılında merkezi yönetim bütçesi vergi dışı gelirlerinin GSYH’ya oran olarak 2020 yılı gerçekleşme tahmininin 0,6 puan altında ve yüzde 3,2 olması beklenmektedir. Bu gelişmede temel olarak 2020 yılındaki yüksek faiz gelirleri kaynaklı baz etkisinin rol oynayacağı değerlendirilmektedir.

  • 3.1.2. Mahalli İdareler

a) Mevcut Durum

2020 yılında, mahalli idare gelirlerinin, vergi gelirlerindeki sınırlı reel artışının da katkısıyla GSYH’ya oranla yüzde 2,88 seviyesinde gerçekleşeceği, mahalli idare harcamalarının ise devam eden finansman ihtiyacına bağlı olarak GSYH’nın yüzde 3,09’u seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Böylece, 2020 yılında mahalli idareler dengesinin GSYH’nın yüzde 0,21’i seviyesinde açık vereceği beklenmektedir.

b) Hedefler

2021 yılında Özelleştirme Fonunun 10 milyar TL tutarında özelleştirme geliri elde etmesi beklenmektedir. 2021 yılında fon gelirlerinin 34,7 milyar TL, fon giderlerinin 36,7 milyar TL, fon sistemi finansman açığının ise 2 milyar TL olması hedeflenmektedir.

  • 1.3. Döner Sermayeli İşletmeler
  • 1.4. Sosyal Güvenlik Kuruluşları
  • 1.5. Fonlar

  • 3.2. KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ VE ÖZELLEŞTİRME

İKİNCİ BÖLÜM

  1. 2021 YILI PROGRAMININ MAKROEKONOMİK AMACI

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının temel amacı; Covid-19 pandemisinin ekonomi üzerindeki etkileri telafi edilerek, fiyat istikrarı, finansal istikrar ve cari işlemler dengesinde iyileşmenin sağlanmasının yanısıra kapsayıcı, sürdürülebilir ve istihdam odaklı büyümeyi hedefleyen politikalarla küresel ekonomide ortaya çıkmakta olan “yeni normal”in sunduğu fırsatları da kullanarak üretime, ihracata dayalı ekonomik dönüşüme yönelik adımların gerçekleştirilmesidir. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının hazırlanmasında On Birinci Kalkınma Planında yer verilen yıllık ya da çok yıllı tedbirler esas alınmıştır. Bu kapsamda 2021 yılı içerisinde yürütülmesi öngörülen tedbirlere ilişkin faaliyet ve projeler ilgili başlıklar altında verilmiştir. 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında yer alan tedbir ve faaliyetler izlenip değerlendirilecek ve rapor haline getirilecektir. 2020 yılında tamamlanamayan tedbir ve faaliyetlerin izlenmesine ve raporlanmasına devam edilecektir.

  1. 2021 YILI PROGRAMININ HEDEFLERİ VE POLİTİKALARI
  • 2.1. İSTİKRARLI VE GÜÇLÜ EKONOMİ
    • 2.1.1. Büyüme ve İstihdam

Sürdürülebilir, teknoloji odaklı ve kapsayıcı büyümenin sağlanabilmesi temel amaçtır. Bu çerçevede, teknoloji yoğunluğu giderek artan yatırımlara ve ihracata dayalı, çevre dostu ve makroekonomik dengelerle uyumlu bir büyüme ile; istihdam ve refah artışının sağlanması hedeflenmektedir. Covid-19 pandemisi sonrası ekonomik toparlanmayı destekleyici ve esnek işgücü piyasası gelişimini teşvik edici politikalar uygulanmaya devam edilecektir.

  • 2.1.2. Yurt İçi Tasarruflar

a) Mevcut Durum

Yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ve Mavi Kart sahiplerine dövizli BES imkânı sağlayan Kanun değişikliği Resmi Gazete’de 26 Mart 2020 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 24 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla yabancı para cinsinden katkı payı ödemelerinde yüzde 10 devlet katkısı getirilmiştir. Yurtdışında yaşayan 6,5 milyonu aşkın vatandaşın BES’e dâhil olması halinde fon tutarı ve katılımcı sayısı büyüklüğü açısından mevcut sisteme katkı sağlaması öngörülmektedir.

b) Amaç

Öncelikli sektörlerdeki şirketlerin nakit sermaye artırımlarını teşvik etmek amacıyla geliştirilen birincil ve ikincil mevzuat düzenlemeleri tamamlanarak şirket tasarruflarının artırılarak verimli kullanılması sağlanacaktır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.1.3. Ödemeler Dengesi

  • 2.1.4. Enflasyon ve Para Politikası

a) Amaç

2021 yılında para politikasının temel amacı güçlü bir para politikası duruşu ve politika eşgüdümü ile para ve maliye politikası araçlarının etkin kullanımına devam ederek finansal istikrarı gözeterek fiyat istikrarını sağlamak ve korumaktır.

b) Politika ve Tedbirler

Para politikası araçları güçlü bir şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Para, maliye ve gelirler politikaları koordineli olarak yürütülecektir.

Enflasyon hedeflemesi doğrultusunda, hükümet ve TCMB enflasyon hedefini birlikte belirlemeyi ve bu hedefi kamuoyuna açıklamayı sürdürecektir.

Enflasyonu kademeli olarak hedeflenen seviyelere düşürmeyi amaçlayan ihtiyatlı para politikası önlemleri maliye ve gelirler politikaları tarafından da desteklenecektir.

Mali disiplin korunacak şekilde, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ve vergi düzenlemeleri geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirlenecektir.

Dalgalı kur rejimi uygulamasına devam edilecek, kurlarda sağlıksız fiyat oluşumlarının gözlenmesi veya aşırı oynaklık durumunda piyasalarda istikrarın atılacaktır.

2.1.5. Mali Piyasalar

a) Amaç

Reel sektörün finansman ihtiyacına düşük maliyetle cevap verebilen, farklı nitelikteki finansal araçları güvenilir kurumlar aracılığıyla geniş bir yatırımcı tabanına sunabilen ve İstanbul’un cazip bir küresel finans merkezi olma hedefini destekleyen, kurumsal yapısı güçlü bir finansal sektörün oluşturulması temel amaçtır.

b) Politika ve Tedbirler

 

  • 2.1.6. MALİYE POLİTİKASI

a) Amaç

Vergi mevzuatının ekonomik ve sosyal alanda öncelik ve hedefleri destekleyici bir yaklaşımla gözden geçirilmesi çalışmaları sürdürülecektir. Kamu harcamalarının finansmanı için sürekli ve kalıcı gelir kaynaklarının artırılması, mevcut vergi kanunlarında sadeleştirmeler yapılması ve vergilemede etkinliğin artırılması ile vergi tabanının genişletilmesi suretiyle ekonomide kayıt dışılığın azaltılması program döneminde kamu gelir politika ve uygulamalarının temel hedefleri olacaktır.

b) Politika ve Tedbirler

  • 2.1.7. Sosyal Güvenlik Sistemi ve Finansmanı

a) Mevcut Durum

26/03/2020 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanunla 2019 yılının aynı ayına ilişkin SGK’ya verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 128 TL (toplu iş sözleşmesine tabii işyerleri için 256 TL) ve altında bildirilen sigortalılar için bu kişileri istihdam eden işverenlere asgari ücret desteği sağlanması düzenlenmiştir. Buna göre, 2020 yılında cari ayda prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının 2020 yılı Ocak-Aralık dönemi için günlük 2,5 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın, bu işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edileceği hükmü getirilmiştir. Asgari ücret desteğinden yararlanmada bir önceki yıldaki en az sigortalı sayısına ilave olma şartı bulunmaktadır.

b) Amaç

Aktüeryal dengenin gözetilmesi suretiyle sosyal güvenlik sisteminin uzun dönemli mali sürdürülebilirliğinin sağlanması temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

 

  • 2.1.8. Kamu İşletmeciliği ve Özelleştirme
  • 2.2.REKABETÇİ ÜRETİM VE VERİMLİLİK
    • 2.2.1. Sanayi Politikaları

a) Mevcut Durum

Toplam ihracat, 2019 yılında yüzde 2,1 artarak 171,5 milyar ABD doları, imalat sanayii ihracatı ise yüzde 2,6 artarak 162,9 milyar ABD doları olmuştur. 2018 yılında yüzde 94,5 olan imalat sanayii ihracatının toplam ihracat içindeki payı, 2019 yılında yüzde 95 olarak gerçekleşmiştir. Ocak-Ağustos 2020 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, gıda, tütün, ilaç ile taş ve toprak sektörlerinde artış kaydedilirken tekstil, giyim, deri, petrol ürünleri, kimya, plastik, ana metal, elektronik, elektrikli teçhizat, makine, otomotiv ve mobilya sektörlerinde düşüş görülmüştür.

On Birinci Kalkınma Planında Türkiye’nin teknolojik dışa bağımlılığının azaltılması ve sanayide yapısal dönüşümün sağlanmasına yönelik sektörel önceliklendirme yaklaşımı benimsenmiştir. Bu yaklaşımla; imalat sanayii sektörlerinin ticaret, üretim, katma değer, istihdam ve teknoloji düzeylerinin karşılaştırılması ve sektörler arası ileri ve geri bağlantılarının analizi sonucunda kimya, ilaç-tıbbi cihaz, makine-elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları öncelikli sektörler olarak Planda yer almıştır. Bu sektörler öncülüğünde teknoloji, yenilik, ürün kalitesi ve verimlilik sağlanarak yüksek katma değerli üretimin artırılması hedeflenmektedir. Bu sektörlerin tamamı aynı zamanda yüksek ve orta-yüksek teknoloji sektörleri arasında yer almakta olduğundan, bu sektörlerde sağlanacak gelişme imalat sanayiimizin teknolojik dışa bağımlılığının azaltılması ve sanayide yapısal dönüşümün sağlanmasına katkı sağlayacaktır.

2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi (2019-2023) Belgesi 18/09/2019 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. Ülkemizin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını temin edecek kritik teknolojilere yönelik politikalar, Belgede Milli Teknoloji Hamlesi yaklaşımıyla yer almıştır.

Bu yükselişte, Raporda da belirtildiği gibi, vergi alanında 2018 yılında 7103 sayılı Kanunla makine teçhizat alımlarına KDV istisnası getirilmesi ile aynı dönemde tapu harçlarında yapılan indirim temel belirleyici faktör olmuştur.

b) Amaç

İmalat sanayiinde rekabet gücünün ve verimliliğin geliştirilmesi suretiyle yüksek katma değerli üretim ve ihracatın artırılması temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.2.1.1 Yatay Politika Alanları
    • 2.2.1.1.1. Güçlü Finansal Yapı

a) Amaç

İmalat sanayii firmalarının uzun dönemli getiriyi hedefleyerek risk almasını sağlayacak, güçlü ve yenilikçi araçlarla finansmana erişimi kolaylaştıran bir yapı oluşturulması temel amaçtır.

b) Politika ve Tedbirler

  • 2.2.1.1.2. Yüksek Kurumsal Kapasite
  • 2.2.1.1.3. İş ve Yatırım Ortamı

a) Amaç

İş ve yatırım ortamı reformları ile kamu politikaları ve düzenlemelerinde şeffaflık, istikrar, güvenilirlik ve öngörülebilirlik sağlanarak, piyasalarda rekabetçi ortamın geliştirilmesi, etkin teşvik programları uygulanarak üretim yapısının güçlendirilmesi, ekonomide teknolojik dönüşümü sağlayacak uluslararası doğrudan yatırımların artırılarak Türkiye’nin bölgesel üretim merkezi haline getirilmesi temel amaçtır.

b) Politika ve Tedbirler

  • 2.2.1.1.4 İnsan Kaynağı
  • 2.2.1.1.5. Lojistik ve Enerji Altyapısı
  • 2.2.1.1.6. Dijital Dönüşüm
  • 2.2.1.1.7. Ar-Ge ve Yenilik
  • 2.2.1.1.8. Kritik Teknolojiler
  • 2.2.1.2. Öncelikli Sektörler
    • 2.2.1.2.1. Kimya
    • 2.2.1.2.2. İlaç ve Tıbbi Cihaz
    • 2.2.1.2.3. Elektronik
    • 2.2.1.2.4. Makine-Elektrikli Teçhizat
    • 2.2.1.2.5. Otomotiv
    • 2.2.1.2.6 Raylı Sistem Araçlar
  • 2.2.1.3. Diğer İmalat Sanayii Sektörleri
    • 2.2.1.3.1. Tekstil-Giyim-Deri Sanayii
    • 2.2.1.3.2. Metalik Olmayan Mineral Ürünler Sanayii
    • 2.2.1.3.3. Ana Metal Sanayii

Mevcut Durum

Küresel çelik üretiminde Covid-19 pandemisi kaynaklı arz ve talep krizi, atıl kapasitenin varlığı, Çin gibi kamu iktisadi teşebbüslerinin yer aldığı devlet destekli üretim ve dampingli ihracat uygulamalarının yaygınlaşması, küresel ticaret savaşları ve korumacı ticaret anlayışı Türkiye’de demir-çelik sektörü üretimi üzerinde olumsuz baskı oluşturan unsurlar olmuştur. Son yıllarda başta ABD ve AB tarafından açılanlar olmak üzere, üreticilerimize karşı başlatılan haksız soruşturmalar ve ticaret önlemleri sektörü olumsuz etkilemiştir. 2020 yılında Ticaret Bakanlığı girişimleriyle Avrupa Birliği’nin çelik ürünleri ithalatına uyguladığı korunma önlemi için Dünya Ticaret Örgütünde dava süreci başlatılmıştır. Ayrıca, 2565 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla haksız rekabetin önlenebilmesi için ülkemizin ikili anlaşması olmayan üçüncü ülkelere karşı demir-çelik ürünlerini de içeren bazı ürünlerin ithalatında 31 Aralık 2020’ye kadar ilave gümrük vergisi uygulanması kararı alınmıştır. Sektörün rekabet gücünün artırılabilmesi için ihracatımızı kısıtlayan ülkelerle ve ülke gruplarıyla yaşanan anlaşmazlıkların giderilmesi, gümrük ve dış ticaret rejimlerinde haksız rekabeti önleyici tedbirlerin uygulama etkinliğinin artırılması ve yerli üreticilerin girdi maliyetleri üzerindeki ilave yüklerin azaltılması gibi önlemler önemli olarak değerlendirilmektedir.

  • 2.2.1.3.4. Gemi İnşa Sanayii
  • 2.2.1.3.5. Mobilya Sanayii

Mevcut Durum

Mobilya sektörünün üretimi 2019 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,6; 2020 Ocak- Ağustos döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9,1 azalmıştır. Sektörün kapasite kullanım oranı 2019 yılında bir önceki yıla göre 2 puan artarken 2020 yılı Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 11,1 puan azalmıştır.

Mobilya sektöründe son dönemde getirilen vergi indirimleri, üretim ve satış rakamlarını bir miktar artırmış olsa da geçmiş dönem uygulamalarındaki gibi ciddi oranda etki sağlayamamıştır. 2020 yılı pandemi sebebiyle sektörü birçok açıdan olumsuz etkilemesine rağmen sektörün ihracat potansiyelini daha fazla kullanması sonucunda son yıllarda ihracat rakamlarında ciddi artışlar gözlenmeye başlanmıştır.

  • 2.2.2. Öncelikli Gelişme Alanları
    • 2.2.2.1. Tarım
      • 2.2.2.2. Savunma Sanayii
  • 2.2.2.3. Turizm

Mevcut Durum

Mevcut kriz, hükümetlerin ve turizm sektörünün krizlere hazırlıklı olma ve müdahale kapasitesindeki boşlukları ortaya çıkarmıştır. Salgın döneminin en önemli sorunlarından biri de işletmelerin birçoğunun kapanarak nakit akışının tamamen kesilmesi veya talepteki daralma nedeniyle nakit akışının önemli ölçüde sekteye uğramasıdır. Bu nedenle işletmelerin ucuz ve hızlı bir şekilde finansmana erişimleri ile vergi ve sigorta primleri gibi benzeri yükümlülük ödemelerinin ertelenmesi son derece önemli hale gelmiştir.

Pandeminin sektördeki olumsuz etkisini azaltmak üzere çeşitli önlemler hayata geçirilmektedir. Bu çerçevede, seyahat acentaları için destek oluşturulmuş, turizm sektöründe sezonluk çalışanlar dahil olmak üzere tüm çalışanların kısa çalışma ödeneğinden faydalandırılması sağlanmıştır. Mesleklerini geçici olarak icra edemeyen turist rehberlerine yönelik kredi paketi hazırlanmış, Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılarak paket tur bedellerinin iadesine esneklik getirilmiştir. Nisan 2020’de uygulanmasına başlanması planlanmış olan konaklama vergisi ise ertelenmiştir. 2020 yılı rezervasyonlarına ilişkin tur operatörleri ve seyahat acentaları tarafından konaklama tesislerine yapılan ön ödemelerin iadesi taleplerini yerine getirmek üzere konaklama tesislerine yönelik kredi paketi oluşturulmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli restoran ve kafeterya işletmeleri için Hazine Destekli Kefalet Sistemi çerçevesinde Kredi Garanti Fonu (KGF) teminatlı Destek Kredi Paketi hayata geçirilmiştir. Milli Emlak Genel Tebliğine göre; turizm tesislerinden 1/4/2020- 30/6/2020 tarihleri arasında tahsil edilmesi gereken ecrimisil ve kullanım bedeli ödeme süreleri başvuru şartı aranmaksızın faiz uygulanmadan altı ay ertelenmiştir. Turizm sektörüne yönelik KGF kefaletinde 10 milyar TL tutarında kredi desteği sağlanmıştır.

  • 2.2.3. Sektörel Politikalar
    • 2.3.1. Kamu Yatırım Politikaları
    • 2.3.2. Bilim, Teknoloji ve Yenilik
    • 2.3.3. Girişimcilik ve KOBİ’ler
    • 2.3.4. Fikri Mülkiyet Hakları
    • 2.3.5. Bilgi ve İletişim Teknolojileri
    • 2.3.6. Enerji
    • 2.3.7. Madencilik
    • 2.3.8. Lojistik ve Ulaştırma
    • 2.3.9. Ticaretin ve Tüketicinin Korunmasının Geliştirilmesine Yönelik Hizmetler

a) Mevcut Durum

b) Amaç

Kalite odaklı, yenilikçi yaklaşım ve uygulamalarla ülkemizin, ticaretin kolay ve güvenli yapıldığı, tüketici haklarının gözetildiği ve korunduğu önemli ticaret merkezlerinden biri haline getirilmesi temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.2.3.10. Gümrük Hizmetleri

a) Mevcut Durum

b) Amaç

Uluslararası standartlar ve yükümlülüklerimiz doğrultusunda, bürokrasinin ve maliyetlerin azaltılması, ticaretin ve seyahatin kolaylaştırılması, etkin kontrol yöntemlerinin uygulanarak kaçakçılığın önlenmesi ve işlemlerde şeffaflığın ve öngörülebilirliğin esas alınması temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.2.3.11. İnşaat, Mühendislik-Mimarlık, Teknik Müşavirlik ve Müteahhitlik Hizmetleri

a) Mevcut Durum

b) Amaç

İnşaat sektörünün, nitelikli arz ve talep temelinde kaliteye dayalı rekabet üzerine kurulu, insan odaklı ve çevreyle barışık, tasarım ve teknolojik kabiliyetleri ile Ar-Ge kapasitesi ve katma değeri yüksek bir yapıya kavuşturulması, yurt dışında ise küresel bir marka haline getirilmesi temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.2.3.12. Yönetim Danışmanlığı

a) Mevcut Durum

b) Amaç

Yönetim danışmanlığı hizmetlerinin, özel sektör ve kamuya bilgiye dayalı, nitelikli, öngörülü ve stratejik destek sağlayan, ülkemizin yakın coğrafyasına ve gelişmiş ülkelere hizmet ihracı yapabilen bir sektör konumuna getirilmesi ve ülke kalkınmasında rol alması temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.3. NİTELİKLİ İNSAN, GÜÇLÜ TOPLUM
    • 2.3.1. Eğitim

a) Mevcut Durum

b) Amaç

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.3.2. İstihdam ve Çalışma Hayatı
  • 2.3.3. Sağlık
  • 2.3.4. Ailenin Güçlendirilmesi

a) Mevcut Durum

b) Amaç

Toplumsal yapının ve kalkınmanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilirliği için aile kurumunun güçlendirilmesi temel amaçtır.

  • 3.5. Kadın

a) Mevcut Durum

Kadınların işgücüne katılımında son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. 2009 yılında yüzde 26 olan kadın işgücüne katılım oranı 2019 yılında yüzde 30,3 olarak gerçekleşmekle birlikte bu oran yine de erkeklerin işgücüne katılım oranının oldukça gerisindedir. Kadınların işgücün katılımlarının artırılması, insana yakışır ve nitelikli işlerde çalışmaları, işgücü piyasasında söz sahibi olmaları, bakım yükümlülüklerinin hafifletilmesi konularında çalışmalar sürdürülmektedir. Kadınların işteki durumlarına bakıldığında, 2009 yılında yüzde 6,4 olan toplam işverenler içindeki kadın oranı 2019 yılı sonu itibarıyla yüzde 10,3’e yükselmiştir. Aynı dönem için kendi hesabına çalışanlar içindeki kadın oranı ise yaklaşık aynı düzeyde kalarak yüzde 16,9’dan yüzde 17’ye çıkmıştır.

b) Amaç

Kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı önlemek, kadınların toplumsal hayatın tüm alanlarında hak, fırsat ve imkânlardan eşit biçimde yararlanmalarını ve güçlenmelerini sağlamak temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.3.6. Çocuk
  • 2.3.7. Gençlik
  • 2.3.8. Sosyal Hizmetler, Sosyal Yardımlar ve Yoksullukla Mücadele
  • 2.3.9. Kültür ve Sanat

a) Mevcut Durum

Sahne sanatlarına yönelik destekler son yıllarda artarak devam etmektedir. Bu kapsamda, 2019-2020 sanat sezonunda 256 özel tiyatroya toplam 6,1 milyon TL destek verilmiştir. 2020-2021 sanat sezonunda Covid-19 pandemisi göz önünde bulundurularak destekler bir sanat sezonundaki en yüksek rakama ulaşarak toplam 12 milyon TL olmuştur. Bu kapsamda 328 özel tiyatroya destek sağlanmıştır. Bu noktada dikkat çeken diğer bir husus, yeni girişimlerin projelerine öncelik verilmesi ve desteklerin İstanbul ve diğer büyükşehirlerle sınırlı kalmayıp küçük kentlere doğru yaygınlaşmasıdır. Tiyatro sayısı ve verilen desteklerin artışına paralel olarak pandemi öncesi koşullarda seyirci sayılarında da artış gözlenmektedir. Tiyatro salon sayısı 2018-2019 sezonunda, bir önceki sezona göre yüzde 4,1 artarken, tiyatro salonu koltuk sayısı yüzde 12,8 artmıştır. Buna göre; 2018-2019 sezonunda tiyatro salon sayısı 766 olurken, tiyatro salonu koltuk sayısı 354.688 olmuş seyirci sayısı da yüzde 0,7 artarak yaklaşık 7,9 milyon kişiye ulaşmıştır.

b) Amaç

Kültürel zenginlik ve çeşitliliğin korunup geliştirilerek gelecek nesillere aktarılması, kültür ve sanat faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, millî kültür ve ortak değerler etrafında toplumsal bütünlüğün ve dayanışmanın güçlendirilmesiyle kültürün kalkınmadaki çok boyutlu etkisinin artırılması temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

  • 2.3.10. Spor
  • 2.3.11. Nüfus ve Yaşlanma
  • 2.3.12. Dış Göç
  • 2.4. YAŞANABİLİR ŞEHİRLER, SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE
    • 2.4.1. Bölgesel Gelişme
    • 2.4.2. Şehirleşme
    • 2.4.3. Konut
    • 2.4.4. Kentsel Dönüşüm
    • 2.4.5. Kentsel Altyapı
    • 2.4.6. Kırsal Kalkınma
    • 2.4.7. Çevrenin Korunması
    • 2.4.8. Afet Yönetimi
  • 2.5. HUKUK DEVLETİ, DEMOKRATİKLEŞME VE İYİ YÖNETİŞİM
    • 2.5.1. Hukuk Devleti ve Demokratikleşme
    • 2.5.1.1. Adalet Hizmetleri

Mevcut Durum

29/04/2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, Covid-19 pandemisinin Türkiye’de yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla 7226 sayılı Kanun ile düzenlenen durma süresi 01/05/2020 tarihinden 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmıştır.

Diğer yandan 29/05/2020’de Hakimler ve Savcılar Kurulunun aldığı Kararla tedbirler esnetilmiştir. Bu çerçevede, kamu davasının açılması işlemlerinin 01/06/2020 tarihi itibarıyla başlatılmasına; 01/06/2020 itibarıyla bölge adliye mahkemelerinde, bölge idare mahkemelerinde, idare ve vergi mahkemelerinde yargısal faaliyetlerin başlatılmasına; 16/06/2020 tarihi itibarıyla tüm duruşmalar ve Cumhurbaşkanı Kararıyla durdurulan tüm süreler ile icra, itiraz, temyiz gibi işlemlere ilişkin sürelerin başlatılmasına karar verilmiştir.

  • 2.5.1.2. Güvenlik Hizmetleri
  • 2.5.1.3. Sivil Toplum

a) Mevcut Durum

İçişleri Bakanlığı tarafından sivil toplum alanında özellikle mevcut süreçlerin şeffaflık ve hesap verebilirliğinin geliştirilmesine yönelik çeşitli mevzuat düzenlemeleri gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Dernekler Yönetmeliği revize edilerek 09/07/2020 tarihli ve 31180 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, STK’ların çalışmalarının kolaylaştırılması ve faaliyetlerinin daha etkin olarak yürütülebilmesinin desteklenmesi için İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçileri Görev ve Çalışma Yönergesi 03/09/2020 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.

b) Amaç

Sivil toplum bilincinin gelişmesi, örgütlü sivil toplumun güçlenmesi, STK’ların saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun bir yapıya kavuşması ve devletin karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması temel amaçtır.

c) Politika ve Tedbirler

Bu bültenin hazırlanmasına katkılarından dolayı değerli uzmanlara teşekkür ederiz.

 

Bu bültende geçen herhangi bir konuyla ilgili sorularınız için danışmanlarımıza ulaşabilirsiniz.

Şaban Küçük, İlker Ersoy, Erhan Gürler

Saygılarımızla,

Tax & International Advisory | Strateji & Kalkınma

PDF İndirmek İçin Tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir